KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/13743 E., 2013/18771 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2013
Karar Metni
523 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/02/2007 tarih ve 2003/301-2007/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın ...şubesinden borçlu ... adına kullandırılan 393192 nolu genel kredi sözleşmesinde davalıların kefil olduklarını, bu sözleşme uyarınca davalı ...'den 7.977.375.821 TL, davalı ...'den 5.983.031.866 TL alacakları bulunduğunu, bu alacağın temerrüt faizi ve ferilerinden de sorumlu bulunduklarını, kendilerine 05.10.1999 gün 6602 yevmiye no ile ...2.Noterliği’nden ihtarname gönderildiğini, bu alacaklarının muaccel hale geldiğini ve banka kayıtlarının kesin delil olduğunu ileri sürerek, %165 temerrüt faizi ile alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davacının öncelikle ...İcra Müdürlüğü’nde dava konusu alacakla ilgili olarak takip yaptığını, kendilerinin itiraz ettiklerini ancak takibin uzun süre durduğunu, işlemden kaldırıldığını, yenilendiğinde de asıl borçlu ve birinci kefilin ölmesi nedeniyle kendilerine karşı dava açıldığını, ancak kendilerinin herhangi bir borçları olmadığını, suç duyurusunda bulunduklarını, ilgililerin halen Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıklarını, ölen asıl borçlunun mirasçılarına başvurulmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve Bursa 4.Ağır Ceza Mahkemesi’nce aldırılan bilirkişi raporuna göre, her ne kadar ceza davasında şüpheliler hakkında beraat kararı verilmiş ise de, ceza mahkemelerinden verilen beraat kararlarının mahkemeyi bağlamadığı, ancak dosya içinde maddi vakıalar ve deliller yönünden yapılan, yöntemince değerlendirilen delillerin mahkemece de delil olarak değerlendirilebileceği, bu durumda davacının alacağa dayanak yaptığı belgelerdeki imzaların davalılara ait olmadığına ilişkin adli tıp ve grafoloji uzmanı tarafından verilen raporun hükme dayanak olmaya elverişli ve yeterli olduğu,
aynı işlemlerin bir kez de mahkemece yapılmasının yargılamayı uzatmak, sürüncemede bırakmaktan öte bir yarar sağlamayacağı, bu haliyle davalıların imzalamadıkları belgeden dolayı borçlu kabul edilemeyecekleri, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç ve eklerinden faizlerinden sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce aldırılan bilirkişi raporuna itibar edilerek yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunun adli tıp ve grafoloji uzmanı bir bilirkişi tarafından düzenlenmiş olduğu, davacı vekili tarafından bu rapora itiraz edildiği, yeniden bilirkişi incelemesi talep edildiği ve ceza mahkemesi kararında imzaların sahte olduğu ve davalılara ait olmadığı yönünde kesin bir belirleme yapılmadığı,
ceza davasında banka çalışanı sanıkların delil yetersizliği nedeniyle beraatlerine karar verildiği nazara alınmamıştır.
Bu durumda, kredi sözleşmesindeki imzaların davalılara ait olup olmadığı konusunda mahkemece tatbik imzalarının alınarak, medarı tatbik imzalarının bulunduğu belgelerle karşılaştırmak ve optik aletlerle incelenmek suretiyle oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddi kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun 2. sayfasının 21. bendinde ... 'ya ait kredi sözleşmesindeki imzanın onun eli ürünü olduğu belirtildiği halde davalı ... hakkında bilirkişi raporundaki görüşün aksine çelişkili karar verilmesi de doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/13743, K. 2013/18771, 24 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama