KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/13967 E., 2013/19200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/02/2012 gün ve 2011/90-2012/20 sayılı kararı onayan Daire’nin 27/05/2013 gün ve 2012/10011-2013/10920 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1991 tarihinden beri “Dağ-Tur Tınaztepe Dinlenme Tesisleri” ismiyle faaliyet gösterdiğini, “Dağ-Tur Tınaztepe” markasını 2005 tarihinde TPE nezdinde tescil ettirdiğini, müvekkil şirketin “Dağ-Tur Tınaztepe” olarak Türkiye’de ve özellikle bölge çapında bilindiğini, davalı şirketin ise 1998 yılında kurulduğunu, müvekkil şirketin hemen yanı başında faaliyet gösterdiğini, kuruluş yıllarında “Zirve Dinlenme Tesisleri” olarak faaliyet gösterdiğini, ancak daha sonra müvekkilinin ulaşmış olduğu tanınmışlıktan yararlanmak amacıyla ismini “Zirve Tınaztepe Dinlenme Tesisi” olarak değiştirdiğini,
bu şekilde isim değişikliği yaparak haksız menfaat sağlamayı amaçladığını, davalı şirketin markasını müvekkil şirketin markasına özellikle benzetmeye çalıştığını ileri sürerek, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2011-M-802 sayılı kararının iptalini ve “Zirve Tınaztepe+şekil” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkil şirketin tescil ettirdiği marka ile davacı şirket markasının iltibasa yol açacak hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkil şirketin markasında bulunan “Zirve” isminin markayı davacının markasından yeterince ayırt ettiğini, markalarda yer alan “Tınaztepe” ibaresinin tesislerin bulunduğu bölgenin adı olduğunu, bu bölgede dünyaca ünlü Tınaztepe mağaralarının bulunduğunu, bu nedenle müvekkilin markasında bu ibareyi kullanmasının hukuka aykırı olmadığını, bu ibarenin bir şahsın inhisarına bırakılamayacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi kapsamına göre "Tınaztepe" ibaresinin bir doğa harikası olarak kabul edilen Türkiye'nin en büyük mağarası durumunda bulunan bir coğrafi alan adı olması nedeniyle bu coğrafi alana yakın durumda bulunan işletmelerin bu ismi kullanabilecekleri dikkate alındığında bu ibarenin bir kişinin inhisarına bırakılamayacağı, davacı markası ile davalı başvurusunda coğrafi yer adı olarak yardımcı unsur niteliğinde "Tınaztepe" ibaresinin yer aldığı,
556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında da davalının başvurusunun konusu olan işaret ve mallar ile davacıya ait markalardaki ibare ve ürünlerin benzer olmadığı ve bunun iltibasa yol açabilecek nitelikte bulunmadığı, başvuru konusu işaretin yanıltıcılık taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 27.05.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/13967, K. 2013/19200, 31 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama