İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2013/1443 K.2013/18439

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.10.2012 tarih ve 2011/229-2012/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış…

Esas2013/1443Karar2013/18439Tarih22 Ekim 2013Okuma4 dk · 800 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2013/1443 E., 2013/18439 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
22 Ekim 2013
Mahkemesi
TİCARET MAHKEMESİ
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

800 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.10.2012 tarih ve 2011/229-2012/256 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ...bank A.Ş'nin (... Yatırım Menkul Değerler A.Ş.) menkul değerler bölümünde müdür yardımcısı olarak görev yapan ...in 1996 yılında müvekkilini kandırarak, ondan aldığı paralar karşılığında sahte hazine bonoları verdiğini, müvekkilinin Ali ...ile ...

Yatırım Menkul Değerler Anonim Şirketi'ne karşı İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/188 Esas sayılı dosya ile açtığı davada davalının bu olayda %75 kusurlu olduğu kabul edilerek alacak talebinin %75'inin hüküm altına alındığını, munzam zarar tazminatı isteminin ise esas alacaklarla ilgili ana para ve faiz alacağı kesinleşmeden istenemeyeceğinden bu aşamada dinlenme koşulları bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiğini, kararın temyiz incelemesi sonucu onanarak kesinleştiğini, hükümde belirtilen alacağın davalıdan tahsil edildiğini,

mahkeme kararıyla hüküm altına alınan alacaklarına uygulanan faizin müvekkilinin zararını karşılamadığını, BK'nın 105. maddesi gereğince munzam zararının oluştuğunu ileri sürerek şimdilik 30.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle de toplam talebini 416.077,18 TL'ye çıkarmıştır.

Davalı vekili, alacağın zamaaşımına uğradığını, tahsil edilen alacağa uygulanan faiz oranı dikkate alındığında davacının munzam zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan munzam zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, somut ve davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, somut olayda somut vakıalara dayanılarak bir zararın gerçekleştiği ileri sürülüp, kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, alacağın geç tahsil edilmesi nedeniyle geçmiş günler faizi ile karşılanamayan munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, somut vakıalarla zararın ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Alacaklının alacağını geç alması nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan zararını 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu (BK)'nın 105. maddesi hükmü kapsamında talep etmesi mümkündür. Munzam zarar sorumluluğu kusur sorumluluğuna dayanır. Aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz.

Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir, borçlu ancak temerrüde düşmekte kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir.

Yargıtay HGK’nın 05.07.2000 tarih ve 2-1072-1124 sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, munzam zarar davalarında alacaklının ispat yükümlülüğü çok sıkı kurallara bağlanmamalı, genel ispat yöntemlerinde olduğu gibi her olayın kendi yapısı ve özelliği içerisinde değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.

Örneğin, yaşanan hayatın gerçekleri ve deneyimlerinin zorunlu kıldığı herkesçe bilinen normal durumlar ile fiili karineler, diğer bir anlatımla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde anlamını bulan genel kuralın istisnaları şeklinde ispat yükümünü ortadan kaldıran olgular, ispat hukuku açısından alacaklı yararına değerlendirilmeli, bunların aksini iddia eden borçluya ispat yükünün düştüğü kabul edilmeli, en önemlisi hükmedilecek zarar miktarı ve kapsamının tespitinde mülga BK’nın 43/2. maddesi hükmünden yararlanılmalıdır.

Enflasyonist ortamda bireyin parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çaba ve girişimlerde bulunması örneğin en azından vadeli mevduat veya kurları devamlı yükselen döviz yatırımlarında değerlendirmesi olayların normal akışına hayat tecrübelerine uygun düşen bir karine olarak kabul edilmesi zorunludur.

Gerçekten de, dünyada var olan ekonomik krizlerin Türkiye'ye de etkileri gözönüne alındığında böyle bir ortamda yaşayan makul, normal bir kişinin parasını atıl biçimde elde tutmayacağı gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceği, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün de doğal bir sonucudur. Bu durum karşısında mahkemece, daha yükseği kanıtlanamadıkça bu tür davalarda munzam zararın tespit edilebilmesi için yapılacak iş şu olmalıdır:

Öncelikle borçlunun temerrüde düştüğü tarihten ödemenin gerçekleştiği tarihe kadar geçen süre içinde her yıl itibariyle gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarında meydana gelen değişikliklere ilişkin listeler davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları resmi kurum ve kuruluşlardan araştırmak, bu konuda uzman bilirkişi görüşünden de yararlanmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi,

alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp ortalamaları bulunarak belirlenmesi ve istenilen alacağın temel hukuki yapısı itibariyle bir tazminat alacağı niteliğinde olması nedeniyle bu zararın oluşmasında ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal ortamın da etkili bulunduğu ve nihayet her olayın somut özelliği de dikkate alınarak bulunacak miktarın BK'nın 42. ve 43. maddeleri uyarınca değerlendirmeye tabi tutularak tespiti ve bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde

hüküm kurmaktan ibarettir.

O halde mahkemece, alınan bilirkişi raporları yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda değerlendirilmek suretiyle, davacının munzam zarar talebinde haklı olup olmadığı tespit edilerek, sonucuna göre hüküm kurulmak gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1443, K. 2013/18439, 22 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/1443
Karar No
2013/18439
Tarih
22 Ekim 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2013/1447 K.2013/18249
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/1447 K.2013/18448
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2013/1450 K.2013/37278
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2013/1452 K.2013/18810
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2013/1452 K.2013/13224
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2013/1452 K.2013/5470

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.