KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/14584 E., 2013/19174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.02.2013 tarih ve 2013/19-2013/29 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında sözleşme imzalandığını, bahse konu sözleşme ile 26/02/2007 günü imzalanan protokolün sulh yolu ile feshi ve yeni bir ortaklık tesis edilerek ...
Pazarlama Şirketi ile olan ortaklığın hisse satışı vasıtasıyla giderilmesinin hüküm altına alındığını ve ayrıca 01/01/2008-31/12/2009 tarihleri arasındaki dönem için davalı şirketin ödeyeceği %15 bağış hissesi karşılığı kâr payının her yıl için 500.000 YTL olmak üzere 1.000.000 YTL'den aşağı olamayacağı kararlaştırıldığı gibi, şirketin toplam kârlılığında müvekkilinin hissesine düşen kâr payının belirlenen bu tutardan fazla olması halinde müvekkilinin hissesi oranında kâr payı alacağının karara bağlandığını,
sözleşme ile müvekkilinin “Türk Kızılayı” adının “Türk Kızılayı Doğal Kaynak Suyu” markası ile davalılar tarafından kullanımına da izin verildiğini, davalıların halen “Türk Kızılayı Doğal Kaynak Suyu” markası altında üretim, pazarlama ve satış faaliyetlerini sürdürdüğünü, markanın kullanım bedeli olarak davalıların müvekkiline yapacağı ödeme miktarı ve şeklinin de sözleşmede açıkça hüküm altına alındığını, bu bedelin de davalılar tarafından ödenmediğini, davalıların müvekkiline ait markayı kullanarak ürettikleri su miktarının taraflarınca bilinmediğini,
sözleşme hükümleri çerçevesinde davalılar tarafından müvekkiline yapılması gereken kâr payı ödemesinin kendilerine gönderilen yazılı bildirime rağmen yapılmadığını ve davalılar tarafından müvekkiline ait marka ile satışı yapılan mamüller üzerinden şirketin ne kadar kâr ettiğinin de bilinemediğini, davalıların sözleşmeden kaynaklanan edimlerim yerine getirmemeleri sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla 1.100.000,00 TL alacağın tespit ve tahsiline, davalıların sözleşmeye aykın tutum ve davranışları sebebiyle oluşan zararın karşılığı 100.000 TL tazminatın tahsilini, davalılar tarafından kullanılmakta olan “Türk Kızılayı Doğal Kaynak Suyu” markasının kullanımının engellenmesi için ihtiyati tedbir karan alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusunun, davalılann 22/02/2008 tarihli sözleşme gereğince ödemesi gereken kâr payını ve her bir palet su için belirlenen bağış bedelini ödememeleri nedeni ile anılan miktarların tespiti ile tahsili olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşme tarihinde tescilli olmayan davacıya ait markanın kullanımın davalılara bırakıldığı, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlığın markanın sahipliği veya izinsiz kullanımı konusunda olmayıp, sözleşmeden doğan alacağın zamanında ödenmemesine ilişkin olduğu,
konusu bir fikri mülkiyet hakkını içerse bile uyuşmazlığın fikri ve sınai hakkın sahipliği veya hakkın izinsiz yahut izin kapsamını aşacak biçimde kullanıldığı iddiasına ilişkin bulunmadığı hallerde sözleşmeden doğan borçların yerine getirilip getirilmediği ile ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalara bakma görevinin uygulanacak normların niteliğine göre genel mahkemelere ait olduğu, taraflar arasında markanın izin dahilinde kullanıldığı, iznin aşılmadığı, buna ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın olmadığı, uyuşmazlığa uygulanacak normların Türk Borçlar Kanunu'nun genel ve özel hükümlerinde yazılı olduğu,
Fikri mülkiyet hukukuna ilişkin hiç bir normun uyuşmazlığa tatbik olanağının bulunmadığı, ayrıca dava devam ederken iş bu yargılama konusu sözleşmenin feshedilip, borçların yeni bir ödeme takvimine bağlanmasının davaya etkisinin genel hukuk hükümlerine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiği, bu hale göre, mücerret sözleşmeden doğan para borcunun ödenmediği ve tahsilinin istendiği işbu davaya bakma görevinin görevsizlik karan veren Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ait olduğu gerekçesiyle, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/14584, K. 2013/19174, 30 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama