KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/15436 E., 2013/21044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.12.2011 tarih ve 2010/618-2011/486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı arasında 25 adet genel kredi sözleşmesi imzalanıp davalıya Türk Lirası, döviz, nakdi ve gayri nakdi krediler kullandırıldığı, kullandırılan kredi şartlarına uyulmaması üzerine hesabın kat edilerek istenmesine rağmen borcun ödenmediği,
davalının 25.07.2000 tarihi itibari ile kullandırılan kısa vadeli kredilere ilişkin olarak 5.450,59 TL asıl alacak, 36.021,94 TL faiz, 1.801,09 TL gider vergisi olmak üzere toplam 43.273,64 TL, kullandırılan kısa vadeli ihracat kredisine ilişkin olarak 3.012.709,06 USD asıl alacak, 2.445.622,51 TL faiz, 122.281,13 TL gider vergisi olmak üzere toplam 5.580.612,69 TL ve 552.130,41 DEM asıl alacak, 438.769,55 DEM faiz, 21.938,48 DEM gider vergisi olmak üzere toplam 1.012.834,44 DEM ile 21 adet teminat mektubuna ilişkin olarak 259,00 TL devre komisyon bedeli, 854,76 TL gecikme faizi,
55,68 TL gider vergisi ve 8 mektuba ilişkin 74,54 TL kısmi depo talebi olmak üzere toplam 1.243,99 TL borçlu bulunduğu iddia edilerek TL cinsinden kredi alacaklarının dava tarihinden itibaren %112,5, döviz cinsinden kredi alacaklarının dava tarihinden itibaren %10 temerrüt faizi ve gider vergileri ile davalılardan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalılar usulüne uygun tebligatlara rağmen, davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen kök-ek bilirkişi raporlarına göre, davanın kısmen kabulüne, TL Krediler yönünden: 32.928,19 TL'nin 5.098,66 TL asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren %112,5 temerrüt faizi, %5 gider vergisi, USD Krediler yönünden: 4.796.925,20 USD'nin 2.620.126,00 USD asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren %10 temerrüt faizi %5 gider vergisi, DM Krediler yönünden: 1.012.839 DM'nin 548.020,00 DM asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren %10 temerrüt faizi, %5 gider vergisi,
komisyon alacağı yönünden: 1.169,44 TL nin 259,00 TL asıl alacak kısmına dava tarihinden itibaren %112,5 temerrüt faizi, %5 gider vergisi, ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının gayri nakdi alacağa ilişkin depo talebinin konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılara kullandırılan kredilerin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece bir bilirkişiden rapor ve bilahare ek rapor alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, asıl raporun alınmasından sonra, davacı banka bilirkişi raporlarına itirazlarını bildiren üç sayfadan ibaret dilekçesinde bilirkişinin yaptığı hesap hatalarını tek tek gösterip itirazda bulunmuş, mahkemece bunun üzerine ek rapor alınmıştır.
05/12/2011 tarihli ek raporda bilirkişi yeniden hesaplama yapmış fakat bu hesaplamalar kabul edilmediği takdirde 7. Sayfada yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı bankanın talebinin kabul edilmesi halinde talep edebileceği miktar ayrıca hesaplanıp gösterilmiştir. Mahkemece, bu raporlara itibar edilerek karar verilmiştir. Ancak, mahkemece rapor veren bilirkişinin sıfatı belli olmadığı gibi, mahkemece gerekçede hangi hesap şekline ne sebeple itibar edildiğide açıklanmamıştır.
Bu durumda, mahkemece üç kişiden oluşan bankacı bilirkişilere dosyanın tevdii ile davacı banka vekilinin bilirkişi raporlarına yönelik ciddi itirazlarını da değerlendiren yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tek bilirkişinin hazırladığı bilirkişi raporuna dayanarak ve raporun hangi kısmına itibar edildiği de açıklanmadan, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/15436, K. 2013/21044, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama