KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1574 E., 2013/20543 K.·(Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
971 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.10.2012 tarih ve 2010/3-2012/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirkete ait 10.03.2000 tarihli ve 2000/4524 sayılı fit sözcük markasının 556 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 7/c ve b maddeleri ile tescil edildiği ürünün vasfını ve amacını göstermesi ve ticaret alanında herkesçe serbestçe kullanılması sebebiyle hükümsüzlüğüne, yine 556 sayılı kararnamenin 14. maddesine göre tescilden itibaren 5 yıl içerisinde kullanılmaması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesine, 556. sayılı KHK'nın 72 maddesi gereğince hüküm özetinin ve hüküm fıkrasının Hürriyet ve Posta Gazeteleri'nin bütün Türkiye ve yurtdışı baskılarında 1'er hafta arayla 2'şer defa ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yerinde olmadığını savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve kısmen yararlanılan bilirkişi raporlarına göre, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalı şirket adına kayıtlı 10/03/2000 tarihli ve 2000/4524 sayılı fit sözcük markasının 556 sayılı KHK'nın 7-c ve d maddelerine göre hükümsüzlüğü taleplerinin reddine, davalı şirket adına kayıtlı 10/03/2000 tarihli ve 2000/4524 sayılı fit sözcük markasının 19552 kodlu fit vanilyalı kek üretimi yönünden, 19553 kodlu fit can kraker üretimi yönünden,
19555 kodlu fit etimek üretimi yönünden 556 KHK'nın 14'üncü maddesine göre tescilden itibaren 5 yıl içinde kullanılmaması sebebiyle 42/b ve c maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine dair taleplerin adı geçen markaların üretiminin ve satışının yapıldığının anlaşılması nedeni ile reddine;davalı şirket adına kayıtlı 10/03/2000 tarihli ve 2000/4524 sayılı fit sözcük markasının 19550 kodlu fit sütlü çikolata yönünden, 19551 kodlu fit fındık kremalı gofret yönünden, 19554 kodlu fit müsli yönünden,
19556 kodlu fit kepekli bisküvi yönünden 556 KHK'nın 14'üncü maddesine göre tescilden itibaren 5 yıl içinde kullanılmaması sebebiyle 42/b ve c maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Dava, davalı şirkete ait 10.03.2000 tarihli ve 2000/4524 sayılı fit sözcük markasının 556 sayılı kanun hükmünde kararnamenin 7/c ve b maddeleri ile tescil edildiği ürünün vasfını ve amacını göstermesi ve ticaret alanında herkesçe serbestçe kullanılması sebebiyle hükümsüzlüğüne, yine 556 sayılı kararnamenin 14.maddesine göre tescilden itibaren 5 yıl içerisinde kullanılmaması nedeniyle 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve hükmün ilanı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilirkişi Birol Uysal tarafından hazırlanmış olan 24/08/2010 tarihli 1. raporda yer alan verilerin maddi bir hata sonucunda davalının ticari kayıtlarındaki yanlış kod numaraları üzerinden sürdürüldüğünün tespit edilmesi ve 06.12.2010 tarihli davacı taraf dilekçesinde detaylıca itiraza konu edilmesi akabinde, mahkeme tarafından aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup,
bilirkişi tarafından hazırlanan 31/10/2011 tarihli ek raporda ise gerçekten de kod numaralarına ilişkin olarak maddi hata yapıldığı açıklanmış ve doğru kod numaraları üzerinden yapılan inceleme sonucunda ise davalı “Fit” ürünleri üretim izin belgelerinin 2007 yılında alındığı, üretim ve satışın da 2007-2008 yıllarında yapıldığı belirtilmiştir.
Düzenlenen bu ek raporda 19552 kod numaralı "FİT VANİLYALI KEK" ürününe ait ilk ve yegane üretim tarihinin Temmuz 2007 tarihi olduğu, bunun da 333 adet ile sınırlı olduğu, 19553 kod numaralı "FİT CAN KRAKER" ürününe ait ilk ve yegane üretim tarihinin Temmuz 2007 tarihi olduğu, bunun da 68 adet ile sınırlı olduğu, 19555 kod numaralı "FİT ETİMEK" ürününe ait ilk ve yegane üretim tarihinin Eylül 2007 tarihi olduğu, bunun da 261 adet ile sınırlı olduğu bildirilmiş olduğuna göre, bilirkişinin kod numaraları arasında yapmış olduğu hatayı açıkladığı da göz önünde bulundurularak,
kök raporda 19550-19556 yerine, 19950-19956 aralığına ilişkin olarak verilmiş olan üretim miktarlarının her halde dikkate alınmaması gerektiği halde, mahkemenin maddi hataya bağlı olarak yanlış verilmiş olan 24.08.2010 tarihli rapordaki verileri gerekçesinde esas alması doğru olmamıştır.
Davaya konu olan davalıya ait "FİT" ibaresini taşıyan tüm ürünler için yapılan inceleme sonucunda, "FİT" ibaresini taşıyan ürünlerin en eskisinin Temmuz 2007 tarihinde üretildiği açıkça ortaya çıkmaktadır. Buna karşılık davanın açılış tarihi 29.06.2007'dir. Buna göre, davalı 10.03.2000 tarihinde tescil ettirmiş olduğu "FİT" markasını, huzurdaki davanın açıldığı tarih olan 29.06.2007 tarihine kadar, tescilin kapsadığı tek bir ürün açısından dahi kullanmadığı anlaşılmaktadır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nden talimat yoluyla alınan 19.04.2012 ek raporda da, davalının 2000/04524 sayılı "FİT" markasını kapsadıkları tüm mallar bakımından 556 sayılı KHK'daki düzenlemeler uyarınca 5 yıl boyunca kesintisiz biçimde ve eylemli olarak kullanmadığının tespit edildiği ve davalı markasının kapsadığı tüm mallar bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu belirtilmiş olmasına göre,
mahkemece hükümsüzlük davasının davalı markasının kapsamında bulunan tüm ürünler bakımından 556 sayılı KHK'nın 14. maddesinde belirtilen hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğinin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, maddi hataya dayalı olarak düzenlendiği belirlenen 24/08/2010 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak ve sanki bu belirleme 19/04/2012 tarihli bilirkişi raporunda yapılmış gibi gerekçe kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin (3) nolu bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Mahkemece, kararın 556 sayılı KHK’nin 72. maddesi gereğince tirajı yüzbinin üzerinde olan Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetede birer hafta ara ile iki defa ilanına şeklinde karar verilmiştir. Ancak dava tecavüz davası değil, hükümsüzlük davası olduğundan, hükümsüzlük davasında hükmün ilanına karar verilmesi de hatalı olup, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1574, K. 2013/20543, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama