KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1739 E., 2013/18575 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
913 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/10/2012 tarih ve 2010/380-2012/472 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin...Sağlık Hizmetleri Ltd.
Şti'nin ortaklarından olduğunu, şirketin kurulmasından bu yana hiç kar payı alamayan müvekkilinin haklarını yasal yollardan aramaya başladığını, kendilerine düşen payın alınması ve şirketten çıkma hakkı tanınması amacı ile Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtıklarını, bundan önce de göndermiş oldukları ihtarname ile haklarını arayacaklarını bildirdiklerini, davalıların müvekkilinin de ortak bulunduğu şirket hakkında hiçbir bilgi ve belgeyi müvekkiline göstermediklerini ve hiç kar payı dağıtmadıklarını,
müvekkilinin ihtarnamesini alan davalıların şirketin içini boşaltmak ve atıl hale getirmek için müvekkilinin de ortak olduğu ve değeri 6.000.000 TL olan gayrimenkulü, her iki davalının ortağı bulunduğu özel EGM Hayat Hastanesi EGM Sağlık Hizmetleri Ltd.
Şti'ne 25/06/2009 tarihinde komik bir değerle devrettiklerini, gayrimenkulü devralan şirketin iki ortağı olup, bu ortakların da davalılar olduğunu, davalıların devreden şirketin yönetim kurulu kararını kendileri alarak, yine sadece kendilerinin ortak olduğu davalı şirkete gayrimenkulü devrettiklerini, davalıların amacının müvekkilinin haklarını gasp etmek olduğunu, müvekkilinin yapılan işlem dolayısıyla gayrimenkulün gerçek değeri ile satış değeri arasındaki farkın müvekkilinin payına isabet eden kısmı kadar zarara uğradığını ileri sürerek, gayrimenkulün gerçek değerinin tespit edilerek,
satış değeri arasındaki farkın ortaya çıkartılmasından sonra müvekkilinin payına isabet eden kısmın için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın satış gününden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumet itirazında bulunduklarını, davanın...Sağılık Hiz. Ltd. Şti'ye açılması gerektiğini, davacının hissedar olduğu...Sağılık Hiz. Ltd. Şti'nin kendisine ait taşınmazı sattığını, müvekkillerinden ...'in şirketin ortağı olup, taşınmazın tapuda hissedarı olmadığını, ...'in ise...Sağılık Hiz. Ltd. Şti'nin ortağı dahi olmadığını, müvekkillerinin...Sağılık Hiz. Ltd. Şti'den hiç taşınmaz almadıklarını,İmaj Sağlık Hiz. Ltd. Şti. adına kurulduğu günden itibaren hiç taşınmaz bulunmadığı gibi, şirketin .../...
-2-
bir taşınmaza ortaklığının da bulunmadığını, şirketi temsile, şirket yetkililerinin sahip olup, şirketin zararını ancak şirket yetkililerinin talep edebileceğini,ayrıca şirket ortaklarının üçüncü kişilerden değil ortak oldukları şirketten alacak talep edebileceklerini, bu alacağın da ancak kar payı olacağını, bu talep haricinde sadece ortağın çıkma hakkını kullanarak bir hak talep edebileceğini, davacı tarafından Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2009/345 Esas sayılı dosyada çıkma haklı kar payı alacağı davası açıldığını ve bu davanın halen derdest olduğunu savunarak, davanın derdestlik, husumet ve yasaya aykırı olması nedeniyle reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları uyarınca tarafların hissedar oldukları şirkete ait gayrimenkulün satılması nedeniyle davacının uğradığı zararın 12.250,65 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının ortağı olduğu dava dışı limited şirkete ait taşınmaz hissesinin, şirketin içinin boşaltılması amacıyla değerinden düşük bedelle satışı nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır.
Ortak tarafından açılacak dava, ortaklığın dava açabilmesi için alınması gerekli genel kurul kararına bağlı da değildir. Ortakların dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik gösterir. Yöneticinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler.
Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurur. Ancak, ortak TTK’nın 309 ve 340. maddeleri uyarınca dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisine değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir.
Somut olayda davalılardan Erdal diğer davalı EGM Hayat Hastanesi EGM Sağlık Hizm. Ltd. Şti'nin ortağı, yine davacı ile davalılardan Erdal ve Nevin dava dışı...Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti'nin ortakları olup, davalı ... aynı zamanda anılan şirketin müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkilidir.
TTK’nın limited şirketlere ilişkin düzenlediği hükümler arasında “Anonim şirket hükümlerine yapılan atıflar” başlığını taşıyan 556.maddesinde, şirket yöneticilerinin sorumluluğu hakkında anonim şirketlerin bu konudaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Yöneticilerin sorumluluğu genel olarak TTK’nın 336 ve 337. maddesinde düzenlenmiştir.
Limited şirket yöneticileri hakkında da geçerli olan bu hükümler uyarınca şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen TTK’nın 340. maddesinde 309. maddeye yapılan atıf uyarınca hükmolunacak tazminatın şirkete verilmesi gerekmektedir.
Davacı ise dava dışı limited şirkete ait taşınmaz hissesinin gerçek değerinin altında satılması nedeniyle taşınmazın gerçek bedeli ile satış bedeli arasındaki farkın kendisine verilmesini istemiş olmakla, davacının ileri sürdüğü zarar doğrudan zararı olmayıp, dolaylı zararı olduğundan, davacı böyle bir davayı açabilirse de hükmedilecek tazminatın kendisine değil ancak şirkete verilmesini talep edebileceğinden ve davacının tazminatın şirkete verilmesi yönünde bir istemi de olmadığından usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış,
bu nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1739, K. 2013/18575, 23 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama