KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1771 E., 2014/2888 K.·Mahkemesi :fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2014
Karar Metni
251 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01.10.2012 tarih ve 2010/31-2012/185 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin aynı zamanda davacı şirketin %40 ortağı olduğunu, davalı şirketi anılan markanın davacıya ait olduğunu bilmesine rağmen, Türkiye'de bulunan dava dışı firmaya davacıya ait markayı taşıyan ürünleri satmaya çalıştığını, davalının bu eyleminin markaya tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün önlenmesini ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu markanın asıl sahibinin davalı olduğunu, dava konusu markanın mahkeme kararıyla hükümsüz kılındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dayanadığı markanın kesinleşmiş mahkem kararı ile hükümsüz kılındığı, 556 Sayılı KHK'nın 44. maddesi uyarınca hükümsüzlüğe dair kararların geçmişe etkili olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1771, K. 2014/2888, 19 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama