KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/1992 E., 2013/17829 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/12/2012 tarih ve 2006/425-2012/257 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili şirket ile acentelik sözleşmesi bulunan dava dışı Sfc Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti'nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, acentelik sözleşmesinin feshedilmesinden sonra müvekkilinin adı geçen şirketten olan alacaklarının tahsili için icra takibi başlatılmış ise de, takibin semeresiz kaldığını, müvekkiline 61.174.TL borç için aciz vesikası verildiğini, alacağın tahsil edilemediğini, davalı hakkında hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçu sebebiyle açılan ceza davasında mahkumiyet kararı verildiğini, davalının müvekkil şirkete ait primleri zimmetine geçirdiğini belirterek 67.174 TL borcun 21.05.2005 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aciz vesikasının usulüne uygun olmadığını, ceza dosyası kapsamında verilen kararının henüz kesinleşmediğini, dava dışı şirketin borcundan dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacı şirketin kesilen poliçelerin tümü tahsil edilmiş gibi borç dökümü çıkardığını, tahsil edilmeyen primlerden dolayı sorumluluğun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ceza yargılama ve sonucunun davalı açısından dava dışı şirkete karşı sorumluluğu gerektirdiği, şirketin halen faal bulunduğu, icra dosyasında yapılan takibin dava dışı şirkete karşı olup, incelenen kayıtlarda şirketin mal varlığına yönelik yeterli araştırmanın bulunmadığı, haciz tutanağında söz konusu adresin başka bir iş yerine ait olup, şirketin adres tespitinin yer almadığı, sicil kaydında şirketin iki kişiden oluştuğu ve her iki şahsında müdürlük yetkilerinin bulunduğu, davacının uğradığı maddi zararının dava dışı şirket ile yapılan sözleşmeden kaynaklandığı,
sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca bu sözleşmeden doğan tüm hak ve borçların dava dışı şirketin uhdesinden doğduğu, temsilci sıfatında davalının şahsi sorumluluğuna doğrudan bu şekilde gidilmeyeceği, hisse haczine yönelik herhangi bir işlem bulunmadığı, şirketin feshi yönünde alınmış bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının talebinin 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 309. maddesinde düzenlenen dolaylı zarara ilişkin olup, ancak davacı tarafından bu madde hükmüne dayalı olarak şirket adına tahsil talebinde bulunulmamış olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/1992, K. 2013/17829, 8 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama