KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/2335 E., 2013/18996 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
652 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.05.2012 tarih ve 2011/124-2012/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı/karşı davalı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %1 payla ortak olduğunu, diğer ortakla olan anlaşmazlıklar sebebiyle birlikte çalışma imkanının kalmadığını, şirketi iyi yönetemeyen diğer ortağın işlerinden müvekkilinin zarar göreceğini ileri sürerek davacının ortaklıktan ayrılmasına izin verilmesini, şirket iki ortaklı olduğundan feshini, ortaklık payı alacağı olarak şimdilik 25.000,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili, ortaklar arasındaki kırgınlığın davacının kusuru ile ortaya çıktığını, zira davacının şirket ortağı ve müdürü iken aynı iştigal konusu olan tekstil ürünleri ihracatı alanında eşi ile birlikte bir internet sitesi kurarak müvekkiliyle haksız rekabet ettiğini savunup ileri sürerek asıl davanın reddini, karşı davalarının kabulü ile haksız rekabeti sebebiyle 5.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Karşı davalı vekili, haksız rekabet iddiasına konu işletmenin değişik konularda danışmanlık hizmeti verdiğini, davalı/karşı davacı şirket ile aynı konuda çalışmadığını, haksız rekabetin oluşmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin iki ortaklı limited şirket statüsünde olup, ortaklıktan çıkmaya iznin fesih sonucunu doğuracağı, bu itibarla davacının ortaklıktan çıkmaya izin verilmesi ve ortaklık payının ödetilmesi isteğinin reddi gerektiği, davacının sonraki talebi olan şirketin haklı nedenlerle feshi ve tasfiyesi talebi değerlendirildiğinde; şirketin gayri faal durumda olduğu, birikmiş vergi borçlarının bulunduğu, 2009/12 dönemden sonra vermesi gereken beyannameleri vermediği,
dolayısıyla şirketin feshi için haklı nedenlerin gerçekleştiği, şirketin devamında gerek taraflar, gerekse ticari hayat bakımından fayda kalmadığı, davalı/karşı davacının haksız rekabete dayalı tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede; her ne kadar davacı ortağın dava tarihinden sonra kurulan Evento.... Ltd.
Şti.'de pay sahibi olduğu ve bu şirketin de davalı şirketle aynı konuda faaliyette bulunmak üzere kurulan bir şirket olduğu anlaşılıyor ise de, davacı ortağın, davalı şirketin aynı zamanda müdürü olduğu, 05/12/2008 tarihinde müdürlük görevinden istifa ettiği, buna ilişkin alınan 03/01/2008 tarihli ortaklık kurulu kararının da dosyaya sunulduğu, bu kararda davacı dışındaki diğer ortağın imzasının bulunduğu,
istifaya ilişkin ortaklar kurulu kararını sicil memurluğuna tescil ve ilan ettirmesi gerektiği halde, bundan kaçınmasının dürüstlük ve iyi niyet kaidelerine aykırılık teşkil ettiği, karşı davacının yargılama esnasında şirket defterlerini ibrazdan kaçındığı gerekçesiyle davacının ortaklıktan çıkmaya izin ve ortaklık payına ilişkin alacak davasının ve karşılık davanın reddine, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, ortaklık payı alacağının tahsili istemi yönünden nispi harcın yatırılmamış olmasına, fesih ve tasfiyeye ilişkin davanın kabul edilmiş bulunmasına göre, davacı- karşı davalı vekilinin tüm, davalı/karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davalı- karşı davacının açtığı ve mahkemece tümüyle reddedilen maddi ve manevi tazminat davası yönünden karşı davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3 ve 12'inci maddelerine göre belirlenmesi gerekirken 10.450,00 TL vekalet ücretine hükmolunması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı/karşı davacı yararına bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/2335, K. 2013/18996, 28 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama