KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/2544 E., 2013/19004 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mucur Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.06.2012 tarih ve 2007/27-2012/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar ... v ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin iyi yönetilmediğini, hesaplarının düzenli tutulmadığını, petrol ürünleri dışındaki diğer faaliyet alanlarında bir faaliyetin bulunmadığını, petrol istasyonunun da pompalarının sökülüp çürümeye terkedildiğini ileri sürerek şirketin fesih ve tasfiyesini, tasfiye payının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, şirketin halen faal olduğunu, hesapların muntazam tutulduğunu, tesislerin tamir ve tadilat gördüğünü, ortaklarına kâr payı dağıttığını, fesih için bir nedenin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket, bir savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirketin öz varlık tutarının negatif olduğu, esas sermayesini yitirdiği, esas sermayesinin bulunmaması sebebiyle kuruluş maksadını gerçekleştiremeyeceği gerekçesiyle davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi, şirkete tasfiye memuru atanması ve tasfiye payının tahsili istemine ilişkin olup, bu davada husumetin sadece şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Böyle bir davada şirket ortaklarına husumet düşmez. Bu nedenle mahkemece davalı ortaklar aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamış hükmün bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre mümeyyiz davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/2544, K. 2013/19004, 28 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama