KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/2659 E., 2013/18895 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
869 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/10/2012 tarih ve 2011/266-2012/288 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın uzun süreden beri müvekkilinin aylığının tamamını bloke ederek kendi hesaplarında tuttuğunu, mahkeme kararı olmadan banka tarafından keyfi olarak işlem yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bloke edilen maaş miktarlarının tespiti ile bloke tarihinden itibaren ödeme tarihine kadar ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, müvekkilinin çekmiş olduğu manevi acılardan dolayı 5.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankaya olan kredi borcu nedeni ile hakkında icra takibi başlatıldığını, yapılan takipten sonra davacı borçlunun, borcunu taksitler halinde ödemek için talepte bulunması üzerine, davacı ile müvekkili banka arasında borcun ödenmesi konusunda 09/10/2009 tarihli protokol imzalandığını, takibe konu borcun 26 ay vadeli aylık 386,29 TL ödemeli olarak düzenlenerek taraflarca imza altına alındığını, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı, davacının, kredi borçlarını ödeme konusunda kredi sözleşmesine de uymamış olduğundan müvekkili bankanın yapmış olduğu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının çalışmakta olduğu işyerinde işçi statüsünde çalıştığı, 4857 Sayılı Yasa'nın 35. maddesine göre işçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlasının haczedilemeyeceği veya başkasına devir ve temlik olunamayacağı, davalının yaptığı haciz işleminin yasaya aykırı olduğu, İİK 83/a maddesinde "82 ve 83'üncü maddelerde yazılı mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir" hükmü ve 83 üncü maddede maaşın kısmen haczi kabil olan şeyler arasında sayıldığı,
ayrıca 82. maddede kişinin ve ailesinin geçimi için gerekli şeylerin haczedilmeyeceği belirtildiğinden taraflar arasında maaş haczi için yapılan anlaşmanın geçerli olmadığı, davalının, davacının maaşından yasaya aykırı olarak toplam 4.146,97 TL tahsil ettiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından yapılan eylemin tamamen borcun tahsiline yönelik olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gibi davacıya zarar vermek amacıyla da yapılmadığından, davacının manevi tazminat isteme koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile,
davacının maaş ve hesabından davalı tarafından usulsüz olarak toplam 4.146,97 TL tahsil edildiğinin tespitine, davacının maaşı üzerine davalı tarafından konulan haksız ve hukuka aykırı blokenin kaldırılmasına, yapılan kesintilerin bloke tarihleri ve miktarları dikkate alınarak bloke tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6100 Sayılı HMK'nun 125/b maddesi uyarınca davacının, davasını alacağını devreden bankaya karşı tazminat davasına dönüştürmemiş olmasına göre, davacı ve davalı taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, alacaklı bankanın davacının işçi maaşını bloke etmesi nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davası olup mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar, dava konusu alacak, alacaklı banka tarafından Girişim Varlık Yönetimi A.Ş'ne temlik edilmiş ve mahkemece davalı olarak Girişim Varlık Yönetimi A.Ş aleyhine hüküm tesis edilmiş ise de, yargılama giderlerinden hem temlik eden T. İş Bankası A.Ş'nin hem de temlik alan sıfatıyla Girişim Varlık Yönetimi A.Ş'nin birlikte sorumlu olduğu gözetilmeksizin hüküm tesisi doğru olmayıp davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davacı ile davalı Banka arasında imzalanan 28.12.2007 tarihli kredi sözleşmesinin 11. maddesinde davalı Banka'ya, kredi borçlusunun, bankanın bütün şubelerindeki her türlü hesap bakiyeleri ve doğmuş doğacak her türlü alacakları üzerinde hapis hakkı ve bunları takas ve mahsup edebilme, işverenlerinden doğmuş ve doğacak maaş, ikramiye, temettü, kıdem tazminatı ile her ne nam altında olursa olsun tarafına ödenmesi gereken hak ve alacaklarının tamamının bankaya temliki ile alacakları işverenden talep, tahsil ve ahzu kabz yetkisi tanınmıştır.
Yine tarihsiz bankacılık hizmetleri sözleşmesinin 35. maddesinde de paralel hükümler mevcuttur. Sözleşme serbestisi kapsamında taraflarca imzalanmış olan kredi sözleşmesinde yer alan bu hüküm bağlayıcı olup davalı Banka'ya, davacının bankacılık hizmet sözleşmesi ile açılan hesabına yatırılan maaşına bloke koyma hakkı verir.
Ancak, İİK’nun 83. ve 4857 Sayılı Yasa’nın 35. maddeleri uyarınca, davacının maaşının dörtte birinden fazlasına bloke konulamayacağı hükmü dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır.
Mahkeme gerekçesinde ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının maaşının ancak dörtte birinin bloke edilebileceği, bunun dışındaki bloke işleminin yasal dayanağının bulunmadığı görüşüne varılmakla birlikte, dosyada mevcut İş Bankası 22.06.2011 tarihli ve 3569 Sayılı yazısı ve ekinde yer alan hesap ekstresi kapsamına göre, olay tarihinde davacının toplam 4.146,97 TL tutarında maaş parası üzerine bloke konulduğunun anlaşıldığı belirtilmesine rağmen, mahkemece yapılan kesintinin tamamının davacıya iadesine karar verilmesi isabetsizdir.
Bu itibarla, yapılacak iş bilirkişiden ek rapor alınarak, davacının maaş hesabından yapılan kesinti toplamından dörtte bir kesintiye karşılık gelen miktar düşüldükten sonra bakiyesinin davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken bloke konulan miktarın tamamının davacıya iadesine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/2659, K. 2013/18895, 28 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama