KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/3416 E., 2013/20761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2012/102-2012/317 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olup, % 37,5 hisseye sahip olduğunu, diğer ortaklardan ...'nün % 37,5 ...'nün ise % 25 oranında hissedar olduklarını, özellikle son yıllarda uyumlu çalışamadıklarını, diğer ortaklığın iki kardeş olup şirket işleri ile ilgili uğraşmadıklarını, ...'nün çoğunlukla şehir dışında şirketlere danışmanlık hizmeti verdiğini, ...'nün Aydın/Nazilli'de bulunan ve kendi şahsına ait şirketin işlerini yürüttüğünü ve davalı şirketin demirbaşlarından birinin bu şirkette yer aldığını, sürekli şirket hesabından para çektiklerini, bu nedenle ödemelerde zorluk çektiklerini,
ayrılma isteği yönünde ihtarname çekip, genel kurul toplantıya çağrıldıklarını ancak cevabi ihtarname ve sonrasında toplantı yapılamadığını dolayısıyla ortaklığın yürümediğini ileri sürerek şirketten çıkmasına izin verilmesi ile davalı şirket mali tablolarında geçmiş yıl karlarının da esas alınarak hissesine isabet eden tutarın rayiç değerler üzerinden hesaplanarak ayrılma payının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tüm ortakların şirketin sevk ve idaresi ile ilgilenmesinin gerekmeyeceğini, şirketin yönetiminin gereği gibi yapıldığını, davacının şirket alacak ve borç kayıtlarını elinde tutararak şirketi kendisinin zarara uğrattığını, hisse devri ihtarı çekmesine rağmen hiçbir şekilde hisse devrine yanaşmadığını, davacının aynı iş kolunda faaliyet gösteren bir iş yeri açarak şirketi zarara uğrattığını, şirketin feshi ve çıkarılma koşulları oluşmadığını, davacı tarafa verilecek kar payı ve davacıya şirket borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının şirketteki ortaklığına tekabül eden özvarlık payının 17.228,50 TL olarak tespit edildiği, ortaklar arasında süre gelen bir huzursuzluğun bulunduğu, şirket ortaklığı güvene dayalı bir ticari ilişki olup, tartışma ve sürtüşmelerin olmasının bu güveni zedeler nitelikte değerlendirilmesi gerektiği, çıkma yönünden muhik sebeplerin oluştuğu gerekçesiyle
davanın kabulü ile davacı ortağın bulunduğu davaya konu davalı Berilmer Mermer Granit İnşaat ve Mühendislik Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nden reel sermaye payı olan 13.228,50 TL'nin ödenerek çıkmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava davacının ortağı bulunduğu davalı limited şirketten reel sermaye payının ödenerek çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulü ile davacının ortağı olduğu davalı limited şirketten reel sermaye payı olan 13.228,50 TL'nin ödenerek çıkmasına izin verilmesine karar verilmiş ancak Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21,15 TL maktu ilam harcının peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Harçlar Kanunu'nun 27 ve 127. maddelerinde yazılı olduğu gibi peşin harçların tamamı dava dilekçesi ile birlikte ödenmeden harca konu işlem yapılamaz. Yine aynı Kanun'un 32. maddesi hükmü uyarınca da yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz.
Bu doğrultuda mahkemece dava konusunun para ile belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle nispi harca tabi olduğu gözetilerek 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30 ve 32. maddeleri uyarınca, noksan harç tamamlanmadıkça müteakip işlemler yapılmaması gerekirken mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması bu miktarın karar harcının dahi alınmaması doğru olmamış davalı vekilinin buna ilişen temyiz itirazının kabulüyle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin (1) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/3416, K. 2013/20761, 18 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama