KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/3949 E., 2013/20992 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
- Vekili
- AV. ...
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.12.2012 tarih ve 2011/462-2012/324 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ... tarafından, dava dışı ...
(Boyder Ayakkabı ve Çanta Ticareti) tarafından keşide edildiği görülen 23.09.2008 vade 32.000 TL bedelli Türk Ekonomi Bankası Bayrampaşa Şubesi'ne ait müşteri çekinin alındığını, bu çekin karşılıksız çıkması üzerine İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün 2008/18026 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini ayrıca yapılan şikâyet üzerine Küçükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde ceza davasın açıldığını, yargılama sırasında sanığın böyle bir çeki imzalamadığını beyan ettiğini, yaptıkları araştırmada çeki keşide edenlerin sahte kimlik ve belge ile hesap açtırarak çek keşide ettiklerinin anlaşıldığını,
davalı bankanın çek karnesi verirken üzerine düşen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia ederek uğranılan zararın çek bedeli olan 32.000 TL tutarlı kısmının davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının çekli keşidecisinden değil cirantasından teslim aldığını, bankaya karşı bir talepte bulunabilmesi için öncelikle diğer cirantalar hakkında takibe geçmesinin ve bu takibin sonuçsuz kalmasın gerektiğini, 3167 Sayılı Çek Kanunu'nun 3/3 maddesi düzenlemesine göre bankanın fotoğraflı nüfus cüzdanı örneği, yerleşim yeri belgesi, ticaret sicil kaydı ve vergi kimlik numarasını almakla yükümlü olduğu, hesap sahibinden bu belgelerin alındığını, bu belgelerin resmi makamlarca düzenlendiğini, resmi makamların dahi farkına varmadığı bir sahteciliğin banka tarafından fark edilmesinin mümkün bulunmadığı,
çek sahibi hakkında gerekli araştırmanın yapılarak çek yasaklısı olduğuna dair bir bilgiye rastlanmadığı, çek sahibinin ekonomik ve sosyal durumunun eldeki resmi belgelere dayanılarak yapıldığını, davacının da çekini aldığı kişi hakkında bir araştırma yapmayarak kusurlu davrandığını, ayrıca bu çekin alınmasına dayanak ilişkinin davacı tarafından ortaya konulmadığım savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, çek üzerinde başkaca bir cirantaya rastlanmadığından icra takibine devam edilmesine ve aciz vesikası alınmasına hukuken olanak bulunmadığı,bankaların çek karnesi verirken basiret ve itina gösterme mecburiyetinde oldukları, hesap sahibi müşterinin kimliği ve ikametgâhı konusunda gerekli araştırmayı yapmadan, bu kapsamda kanunda öngörülen belgeleri incelemeden çek karnesi vermesinin bir özensizlik ve kusur sayılacağı, davalının da dava konusu çeki ticari bir iş nedeniyle aldığı,
bu kapsamda olay tarihinde yürürlükte olan 6762 Sayılı Kanun gereğince basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiği, çek sahibi gözüken ... ya da ... tarafından keşide edilen çeki kendisine veren kişi ile nasıl bir ilişki içinde olduğu, daha önce bu kişiye ait bir çek alıp almadığı, (dava dilekçesinde müşteri çeki olduğunu beyan ettiği) bu çeki ...'dan almadıysa, çeki aldığı diğer kişinin ciranta olarak çekte neden yer almadığı,
çeki kendisine veren kişiden neden çeki cirolamasını istemediği ve daha önce aralarında bir ticari ilişki bulunmayan çek keşidecisi ... hakkında kendisinin neden araştırma yapmadan çeki kabul ettiği hususlarında bir bilgi vermediği, davacının da gerekli özeni göstermediği ve bu kapsamda kusurun taraflar arasında paylaştırılması gerektiği dolayısıyla kusurun taraflar arasında Yarı yarıya (%50'şer oranında) paylaştırılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/3949, K. 2013/20992, 20 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama