KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/4128 E., 2013/21046 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.11.2012 tarih ve 2011/85-2012/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 19/08/2003 tarihinde, sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisine haiz acentelik sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin sözleşme süresince yetki sınırları içinde davalıyı tanıtıcı faaliyet ve girişimlerde bulunduğunu, davalının nam ve hesabına sigorta sözleşmelerine aracılık edildiğini, ticari itibar ve portföyünün davalı ... lehine kullanıldığını, davalının tanınırlığını ve marka bilinirliğini, arttırdığını, davacının bu faaliyetleri, davalının müşteri sayısını ve poliçe üretimini arttırdığını,
davalı tarafın herhangi bir uyarı yapmaksızın davacının poliçe düzenlememesi için bilgisayar sisteminin girişini ekran karartmak suretiyle engellendiğini, daha sonra da 06/7/2007 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, acentelik sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi kayba uğradığını, haksız fesih ile davalıya önemli menfaatler sağlandığını, davacının oluşturduğu ekonomik değer taşıyan veya ekonomik değere dönüştürülebilecek olgulardan (marka tanınırlığı, portföy, ticari itibar) faydalanmaya devam ettiğini,
bu nedenlerle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunun 23/16 maddesiyle davacıya tanınmış olan portföy tazminatının hesaplanarak hüküm altına alınmasının gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 15.000 TL portföy tazminatının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş. 15/11/2011 tarihli dilekçesi ile harcını ödeyerek dava değerini 64.451,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve kısmen yaralanılan bilirkişi kök-ek raporlarına göre, davacı tarafça kaza tarihinde poliçesi bulunmayan aracın plakasının başka bir poliçeye zeyilname ile eklenerek hasar tazminatı ödemesi yapılmasına sebebiyet vermesinden dolayı sözleşme haklı nedenle feshedilmiş olduğu, davacı taraf lütuf ödemesi yaptığını belirtmiş ise de, hasar tazminatını ödeyen davacı acente değil, davalı ... olduğu, bilirkişiler aksine görüş bildirmiş iseler de mahkemece sözleşmenin haklı olarak feshedildiği kanaatine ulaşılmış olduğu, haklı fesihten dolayı davacının tazminat hakkı düştüğü gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, portföy tazminatının davalı ... şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, davalı ... şirketinin mehil vermeksizin davacının acentelik sözleşmesini süre sona ermeden, tek yanlı olarak feshettiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Dosya içerisinde mevcut bulunan ve davalı ... tarafından düzenlenen 06/07/2007 tarihli fesihnamede davalı ... herhangi bir fesih sebebi bildirmemiş ve fesihnamenin sözleşmedeki yetkiye dayanılarak tanzim ve imza edildiği belirtilmiştir. Aynı tarihli azilnamede ise, acentenin sözleşmede belirtilen şartlara ve talimatlara uymadığı gerekçesiyle feshedildiği yazılmıştır.
Mahkemece, davacı tarafça kaza tarihinde poliçesi bulunmayan aracın plakasının başka bir poliçeye zeyilname ile eklenerek hasar tazminatı ödemesi yapılmasına sebebiyet verilmesinden dolayı davalı ... şirketinin ödeme yapmak zorunda kaldığı ve bu durumda haklı sebep oluştuğu kabul edilmiş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu durumun acentelik sözleşmesinin 06/07/2007 tarihine kadar davalı ... tarafından yürürlükte tutulması nedeniyle iyi niyetli bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Davalı ... şirketinin delil listesinde ibraz ettiği 23/11/2006 tarihli davacı tarafından tanzim edilen yazıda, davacı bu konuda bir ihmalinin bulunduğunu kabul etmiş ise de, davalı ... bu yazıyı almasına rağmen 06/07/2007 tarihine kadar bu hususu fesih nedeni saymamıştır.
Bu durumda, davalı tarafından tanzim edilen fesihname ve azilname de bu hususun fesih nedeni olarak ileri sürülmemiş olması göz önüne alındığında, artık bu poliçe nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğinin kabulü doğru olmamış ve kararın açıklanan bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4128, K. 2013/21046, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama