KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/4301 E., 2013/13049 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/12/2012 tarih ve 2012/411-2012/612 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketin ortağı olduğunu, dava dışı ...A.Ş.’nin müvekkiliyle birlikte büyük hissedar konumunda olduğunu, davalı şirket yönetim kurulunun 18/07/2012 tarihinde toplanarak, 07/08/2012 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verdiğini, yapılan genel kurul toplantısının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 360. maddesine aykırı olduğunu, belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilme hakkı bulunan müvekkili şirket ile diğer büyük ortağın imtiyazının bulunduğunu, mevcut imtiyazın kaldırılması ya da zayıflatılmasının 454üncü madde hükmüne tabi olduğunu ancak bu kurala uyulmadığını,
şirket sermayesinin en az %75’ini oluşturan pay sahiplerinin ve temsilcilerinin olumlu oy kullanması gerekirken %60 nisabı ile karar alındığını, müvekkilinin oylamaya iştirak etmeyip muhalif oy kullandığını ileri sürerek, genel kurulda ana sözleşmenin 10 uncu maddesinde değişiklik yapılarak müvekkili şirketin yönetim kurulundaki yetkilerini bertaraf eden genel kurulun 2, 3 ve 4. maddelerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul toplantı çağrısının usule uygun şekilde yapıldığını, tüm pay sahiplerinin toplantıda hazır olduğunu, genel kurul toplantı ve karar nisaplarının tespitinde 6762 sayılı kanunun 388inci maddesi hükmünün uygulanması gerektiğini, davacı şirkette imtiyazlı hisse senedi bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda toplantı ve karar nisaplarının 6762 sayılı yasa kapsamında belirlenmesinin gerektiği, genel kurulun 370inci madde uyarınca tüm pay sahiplerinin katılımı ile gerçekleştirildiği, oylamadaki toplantı ve karar nisaplarının yerinde olduğu, davalı şirketin iki büyük hissedarı olan davacı şirket ile dava dışı ...A.Ş.’nin imtiyazlı olmayan paylarının 6102 sayılı yasanın yürürlüğe girmesiyle imtiyazlı hale geldiği, bu haliyle her iki şirketin davalı şirketteki paylarının imtiyazlı olduğu,
6102 sayılı yasanın 454üncü maddesine göre genel kurulun esas sözleşmenin değiştirilmesine dair kararının imtiyazlı pay sahiplerinin hakkını ihlal edecek nitelikte olması halinde bu kararın imtiyazlı pay sahiplerinin yapacakları özel bir toplantıda alacakları bir kararla onanmadıkça uygulanamayacağı, bu durumda davaya konu 07/08/2012 tarihli genel kurul toplantısının ilanının 16/08/2012 tarihinde yapıldığı, davalı şirket özel kurulunun 16/09/2012 tarihine kadar yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmasının gerekli olduğu,
bu yapılmadığı taktirde imtiyazlı pay sahiplerinin 01/10/2012 tarihine kadar Asliye Ticaret Mahkemesinde 454üncü maddeye uygun olarak dava açmaları gerektiği ancak davanın prosedüre uyulmadan açılması sebebiyle zamansız olduğu nitekim davacı şirket tarafından bu konuda Ankara 15inci Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/352 esas sayılı dosyasında dava açılmış olduğu, toplantıda alınan kararın 3üncü maddesinde yönetim kurulu üye sayısının dört kişi olmasına karar verildiği, ana sözleşmenin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 10. maddesinin 1. fıkrasında yönetim kurulunun en az üç kişiden oluşmasının düzenlendiği,
bu haliyle yönetim kurulunun dört kişi olarak belirlenmesinde usul ve yasaya aykırı bir hususun bulunmadığı, dördüncü maddede kararların oybirliğiyle alınmış olması ve davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, genel kurul kararının ikinci maddesinin iptaline yönelik açılan davanın zamansız açılmış olması sebebiyle reddine, diğer maddelere ilişkin davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4301, K. 2013/13049, 21 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama