KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/4890 E., 2013/13331 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2013
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
1.011 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/12/2012 tarih ve 2010/2762-2012/1895 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ... Şubesinde bulunan hesabından 26/12/2008 tarihinde 4.950,00 TL'nin internet bankacılığı kullanılarak sahte kimlikle diğer davalı banka nezdinde açılan İsmail Türkel hesabına rızası dışında EFT yapıldığını, sahte kimlikle davalı MFG Elektronik Gıda Tekstil ve İnş. Ltd Şti'den yedek sim kart alınarak bu kartın işlem sırasında kullanıldığını ileri sürerek, 4.950,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, sisteme kayıtlı cep telefonunun korunması ve gözetiminin davacı yükümlülüğünde olduğunu, işlemin davacının özensiz ve tedbirsiz davranışı nedeniyle gerçekleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, dava konusu edilen olayda müvekkili bankanın herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun olmadığını savunmuştur.
Davalı MFG Elektronik...Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin kendisine fotoğraflı kimlik ile gelen müşterisinin talebi üzerine yeni sim kart işlemi gerçekleştirdiğini, davacının zarara uğramasında müvekkili şirketin hiçbir kusurunun olmadığını, zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; bankaların kullanıcıların kişisel bilgilerini, şifre ve parolalarını saklamak ve çalınmasını önlemek için gerekli güvenlik önlemlerini almakla yükümlü oldukları, davalı şirketin ise sim kartı davacının talebi üzerine verdiğini ispatlayamadığı, müşterinin hesabında bulunan paranın haberi olmadan internet üzerinden EFT yapılmak suretiyle başka bir hesaba aktarılmasının önlenmesi konusunda ek güvenlik tedbirleri almayan bankanın ve yeni sim kartı verilmesi işlemi nedeniyle davacının zararına neden olan davalı şirketin kusurlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 4.950,00 TL nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Yapı Ve Kredi Bankası A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemenin gerekçeli kararı davalı ...Ş. vekili Av. ...'e 25.01.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, adı geçen vekil tarihsiz dilekçesiyle, T. İş Bankası vekilliğinden ayrıldığından bahisle tebligatı mahkemeye iade ettiğini bildirmiştir. Hüküm istifa etmiş ve fakat istifası mahkemeye ve karşı tarafa bildirilmemiş olan vekile tebliğ edilirse, hükme karşı temyiz süresi hükmün vekile tebliği tarihinden işlemeye başlar.
Çünkü, vekilin istifası mahkemeye ve karşı tarafa bildirilmediği için, mahkeme ve karşı taraf hakkında hüküm ifade etmez; yani vekil mahkeme ve karşı taraf bakımından istifa etmiş değildir. Yine, vekil ilamın kendisine tebliğine ilişkin tebliğ mazbatası üzerine vekaletten istifa ettiğini yazmış olsa bile, ilam kendisine geçerli olarak tebliğ edilmiş sayılır.
Kısacası; vekilin istifasının mahkemeye ulaşmasından ve karşı tarafa bildirilmesinden önce vekile karşı yapılmış olan işlemler geçerlidir; daha önce vekile yapılmış olan sürelerin işlemesi, vekilin istifası ile durmaz ve müvekkiline yeni bir süre verilmez. Dosyada, davalı ...Ş. vekili Av. ...'e mahkeme ilamı tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK’un 437/1 nci maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 22.02.2013 tarihinde davalı ...Ş. vekili Av. Elif Öztürk tarafından temyiz edilmiştir.
Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verilebileceğinden davalı ...Ş. vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Davalı Avea Bayii MFG Elektronik Gıda Tekstil Ve İnş. Ltd. Şti. vekilinin temyizine gelince; dava, davalı Yapı Ve Kredi Bankası A.Ş. nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu’nun 306. ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olaya gelindiğinde, usulsüz işlemin gerçekleşmesinde davalı Avea Bayii MFG Elektronik Gıda Tekstil Ve İnş. Ltd. Şti.'nin sim kart değişikliğinde gerekli kontrolleri yapmayarak onay şifresinin 3. kişiler eline geçmesinden dolayı sorumlu tutulmak suretiyle kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Ancak, davacı ile bu davalı arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar, aslında diğer davalı Banka'nın zararıdır. Davacının alacağı, davalı Banka açısından aynen devam etmektedir. Davacı talebini, akidi davalı bankaya yöneltmelidir. Şayet usulsüz işlemde davalı Avea Bayii MFG Elektronik Gıda Tekstil ve İnş. Ltd.
Şti.'nin bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı, mevduatı saklamakla yükümlü, bu davalının eylemi ile zarar gördüğünü ileri süren davalı Banka'ya aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı davada davalı Avea Bayii MFG Elektronik Gıda Tekstil ve İnş. Ltd. Şti.'ne husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4890, K. 2013/13331, 26 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama