KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5422 E., 2013/21063 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2012 tarih ve 2011/368-2012/282 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullandığını, teminat ipoteği yanında bir kısım müşteri çek ve senetlerinin bankaya verildiğini, bunların bir kısmının banka tarafından tahsil edilerek müvekkili borcundan düşüldüğünü, 38.460 TL bedelli toplam 8 adet çek ve senedin ise tahsil edilmediğini, müvekkilinin kredi borcunu ana para ve fer'ileriyle birlikte ödemesi ve ödenmeyen 8 adet müşteri çek ve senetlerinin iadesinin talep edilmesine rağmen para talep edilerek geri verilmediğini, söz konusu çek ve senetlerin çoğunun yasal süresinde işlem yapılmaması nedeniyle zamanaşımına uğradığını ileri sürerek,
38.460 TL tutarındaki çek ve senedin ödeme günlerinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte ulaşacağı miktarın şimdilik 9.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu kıymetli evrakların iadesinin bankanın sözleşmeli avukatından talep edildiğini, banka avukatının vekalet ücretinin ödenmesini istemesi ancak davacı firmanın ödeme yapmaması nedeniyle banka avukatınca iade edilmeyen kıymetli evrakların davacıya teslim edilemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 14. maddesine göre bankanın kendisine temlik ya da terkin edilen ticari senetlerden herhangi birinin vaktinde tahsile konulup konulmaması, bu yüzden senede bağlı hakların zamanaşımına uğraması halinde müşterinin bankaya karşı herhangi bir talep hakkının bulunmadığı, dava konusu çek ve senetlerin zamanaşımına uğramadan icra takibine konu edildiği, kredi borcunun ödenmesi üzerine banka tarafından düzenlenen ibranameye yargılama gideri ve avukatlık ücretinin konu edilmediği, vekalet ücreti ödenmediğinden bankaya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankadan kullanılan krediye teminat olarak verilen ancak bankaca tahsil edilmeyen birtakım çek ve senetlerin, kredi borcunun kapatılmasından sonra iade edilmediği, söz konusu çek ve senetlerin bankanın elinde iken zamanaşımına uğradığı iddiasına dayalı olarak açılmış, mahkece, taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesine göre müşterinin bankaya karşı herhangi bir talep hakkının bulunmadığı gerekçe gösterilerek dava reddedilmiştir.
Ancak davacı, davaya konu çek ve senetlerin tahsili için bankanın başlattığı takibin avukatlık ücretini ödemekle yükümlü olmadığı gibi, sözleşmede, hafif kusur halinde, borçlunun sorumlu olmayacağına ilişkin şartın öngörülebileceği, ne var ki, sözleşme yapılırken, alacaklı borçlunun hizmetinde ise veya sorumluluk hükümetin verdiği imtiyaza dayanılarak yapılan bir sanatın gereğinin yerine getirilmesinden ileri geliyorsa, hakimin takdir hakkını kullanıp bu şartı geçersiz sayabileceği yönündeki Mülga 818 sayılı BK'nın 99/2. maddesi karşısında, söz konusu sorumsuzluk anlaşması geçersiz olup bankalar hafif kusurlarından bile sorumludur.
Bu durumda, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5422, K. 2013/21063, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama