KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5491 E., 2013/10931 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
447 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/12/2012 tarih ve 2012/149-2012/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında aktedilen sözleşmede temerrüt faiz oranının aylık %15 olarak belirlendiğini, anılan sözleşmeye dayanılarak davalı aleyhine %15 sözleşme faizi ile birlikte takip başlatıldığını, icra takibine itiraz üzerine mahkemece itirazın kısmen iptaline karar verildiğini, sözleşmede kararlaştırılan faiz oranının uygulanması gerektiğini, karar sonrası icra müdürlüğünce faiz hesabının eksik yapıldığını, tarafların ayrıca sulh sözleşmesi yaparak icra dosyası borcunun 419.714,57 TL olarak belirlendiğini, ancak müvekkilinin icra dosyası kapak hesabında faizin yanlış hesaplandığını sonradan farkettiğini,
hatanın farkedilmesiyle ve talep üzerine icra müdürlüğünün temerrüt faizini aylık %15 üzerinden hesaplayıp davalıya muhtıra gönderildiğini ileri sürerek anılan protokolün iptalini, Gaziosmanpaşa İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/384 Esas, 2010/860 Karar sayılı ilamının kaldırılmasını, müvekkilinin bu güne kadarki tespit edilecek alacağının protokol nedeniyle ödenen miktarlar düşülerek Gaziosmanpaşa 2. İcra Müdürlüğü'nün 2003/6574 Esas sayılı takibinin aylık %15 sözleşmesel faizi ile birlikte devamını,
bu yöndeki taleplerinin kabul görmemesi halinde icra dosyasındaki alacaklarının sözleşmesel faizi ile birlikte hesaplanıp protokol uyarınca yapılan ödemelerin düşülmesi sonucu müvekkil alacağının bilirkişi yoluyla belirlenmesiyle ortaya çıkacak gerçek alacağın şimdilik 100.000,00 TL olarak aylık %15 faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının icra takibi başlattığını, yaptıkları itirazın kısmen iptaline karar verildiğini, karar henüz kesinleşmeden sulh protokolünün imzalandığını, buna göre 419.834,57 TL'nin süresinde davacıya ödendiğini, icra dosyasının kapanması gerekirken davacı tarafından takibe devam edilip kendilerinden fazla para istendiğini, dava neticesinde takibin iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğunu, sulhun hata olarak nitelendirilemeyeceğini, kararda %15 faizden bahsedilmediğini, protokolde avukatın da imzası bulunduğundan ilam hükmünde bulunduğunu, davacının sulh uyarınca tüm taksitlerin ödenmesinden sonra bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında düzenlenen protokolde ödemenin ne şekilde yapılacağı ve miktarının kararlaştırıldığı, icra dosyasında ve kapak hesabında da miktarların belirli olduğu, davanın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL miktar üzerinden kısmi dava olarak açıldığı, miktar açıkça belli olduğundan HMK'nın 109/2 maddesi gereğince kısmi dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5491, K. 2013/10931, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama