KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5673 E., 2013/21142 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.12.2012 tarih ve 2012/169-2012/318 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin bilahare Oyakbank A.Ş. akabinde satış suretiyle davalı ... bünyesine katılan Sümerbank A.Ş.'nin Beyoğlu Şubesi nezdinde bulunan mevduat hesabına 30/11/1999 tarihinde 10.000 USD yatırmış olup bilahare müvekkilinin bilgisi ve muvafakatı dışında hesabındaki paranın Efektif Bank Off-Shore Ltd. hesabına aktarıldığını, off-shore şirketinin paravan olarak kurulduğunu, bankanın sebepsiz zenginleştiğini ve sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek;
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 USD alacaklarının, bankanın paraya yaptığı 30.11.1999 tarihinden vade sonu olan 03.01.2000 tarihine kadar %16,50 akdi faiz, bu tarihden itibaren 3095 sayılı yasanın 2 ve 4/a maddeleri gereğince akdi faizden az olmamak üzere temerrüt faizi ile birlikte davalı bankadan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve ihbar olunan TMSF vekili; davacı yanın öncelikle Off shore şirketine talepte bulunması gerektiğini ve tahsil edemediğini aciz vesikaları ile kanıtlamak zorunda olduğunu, Off shore şirketinin mal varlığı olmadığı şeklindeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, Hayyam Garipoğlu ve şirketlerinin TMSF'ye borçlarının ödemeyle sona ermesi ve TMSF tarafından konulan ipotekler ve hacizlerin fekedilmesi neticesinde Garipoğlu şirketler grubuna dahil Efektif Bank'ın mal varlığının bulunduğunu, davacı tarafın kendi talimatıyla mevduatını Off Shore şirketine aktardığını, talebin zaman aşımına uğradığını,
müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin havale talimatını yerine getirdiğini, sorumluluğunun bulunmadığını, davacının faiz isteminin de yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir..
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dayanılan dava sebebi nazara alındığında uzamış ceza zamanaşımı itibariyle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davanın banka çalışanlarının ve yöneticilerinin işlem ve eylemleri nedeniyle banka ile off shore şirketi arasındaki organik bağ bulunduğundan bahisle banka sorumluluğu kapsamında açıldığı, bu yöndeki husumet itirazının da yerinde olmadığı, Off-shore hesabına aktarılan paranın; fiilen off shore şirketine ve Kıbrıs'a gönderilmediği ve davalı bankanın hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak kullandırıldığı,
yine Off-Shore hesaplarının açılması ve mudilerin bu hesaplara yönlendirilmesi yönünde yöneticilerin banka çalışanlarına emir ve talimatlar verdikleri, doğrultuda banka çalışanlarının mudilere Off-Shore hesabının avantajlı olduğu yönünde telkinlerde bulunarak yönlendirdikleri, dolayısıyla her ne kadar davacının hesabındaki paranın havalesi ile ilgili talimatı bulunsa dahi banka yöneticileri ve çalışanlarının yönlendirmesiyle davacı iradesinin fesada uğratıldığı ve müterafik kusurdan bahsedilemeyeceği, bankanın yöneticilerinin ve çalışanlarının kusurlu davranışları nedeniyle oluşan zarardan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle;
davanın kabulüne 10.000 USD'nin 30/11/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ING BANK vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Temyiz eden ihbar edilen TMSF, davada taraf olmayıp dava sadece kendisine ihbar edildiğinden kararı temyiz etme hakkı olmayıp bu sebeple temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5673, K. 2013/21142, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama