KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5733 E., 2013/20377 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
974 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.09.2012 tarih ve 2009/663-2012/555 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ...nin 03/10/1997 günü diğer davalı tarafından kurulduğunu, adı geçenin para toplama faaliyetini gerçekleştirmek için bir çok şirket kurduğunu,... İnternational Marketing And Trading GmbH (Jetpa GmbH) şirketinin 19/12/1996 günü, ...nin 03/10/1997 günü,... İnternational Marketing And. Trading AG (Jetpa AG)'nin 10/08/1998 günü kurulduklarını, toplanan paraların davalı şirkete aktırıldığını, süreç içinde çok büyük oranda sermaye arttırımı olduğunu ve...
AG'nin %42,5,... GmbH'nin %7,5 oranlarında davalı şirketin paydaşı olduklarını, böylece yurt dışından toplanan paraların davalı şirketin sermaye arttırımında kullanıldığını,... AG'nin ve...
GmbH'nin için başlatıldığını, toplanan paraların ...ye aktırıldığını, daha sonra adı geçen şirketlerin iflas ettiğini, davacının para yatırdığını, 29/03/1999 günlü tahsilat makbuzu aldığını, 06/03/2000 günlü Ortaklık Sözleşmesi düzenlediğini, parasını istediğinde bunu tahsil edemediğini, bu nedenlerle 10.000,00 DM karşılığı olan 11.043,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir
Davalılar vekili, husumetin... İnternational Marketing and Trading AG’ye yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını,esasa ilişkin olarak da davacının dava dışı şirkete para yatırıp yatırmadığının kesin olarak bilinmediğini, alacağın varlığının ispatı gerektiğini, davalı Memet... ile davacı arasında bir akit yada para alışverişinin söz konusu olmadığını,... GmbH'nin kurucusu ve tek yetkilisi olduğunu, yurt dışında kurulan iki şirketin yasaya uygun olarak davalı ...ye ortak olduklarını, yurt dışı şirketlere kar ve zarara ortak olunmak kaydı ile para yatırıldığını, Alman Ticaret Kanunu'na göre yabancı şirketlerle sessiz ortaklık kurulduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sessiz ortağı olduğu şirketin topladığı paraların davalı şirkete aktarıldığı, bu paralarla davalı şirketin de payı bulunmayan şirketlere kaynak sağlandığı, böylece sessiz ortaklara paylarının geri verilmesinin engellendiği,... Holding ile davacının ortağı olduğu şirket arasında bir bağın varlığının inkar edilemeyeceği ve bu durumda her iki şirketin perdenin aralanması ilkesi uyarınca bir şirket olarak değerlendirilmesinin gerektiği, davalı holdingin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı ...'ün de bu olaydan sorumlu bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalıların zaman aşımına yönelik savunmalarının Medeni Kanun'un 2. maddesi hükümleriyle bağdaşmayacak olmasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. Zira;
Davacı taraf yurt dışında kurulu bulunan... AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı definin haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.
Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur.
Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı definin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı definin ileri sürülmesi dürüstlükle bağdaşmayabilir. ( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009,
s. 482) Zamanaşımı definin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir (age,s. 482 vd.).
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "JETPA" ibarelerinin büyük puntolarla "International marketing and tradıng AG" ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise firmanın yani yurt dışında kurulu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı ... olduğu da çekişmesizdir),
yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 24 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır.
Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan... olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir. Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye'ye gönderilmiş bulunmaktadır.
Davadaki zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.
Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nın 235 ve HMK’nın 187/2’inci maddesi uyarınca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan...'ün diğer davalı ... vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunması hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan;
imzaladığı sözleşmeyle 24 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerektiğinden davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5733, K. 2013/20377, 13 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama