KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5949 E., 2013/21476 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
663 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20.12.2012 tarih ve 2010/436-2012/685 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı mirascıları vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 2007-2010 yılları arasında muhasebe müdürü olarak çalıştığını, eşinin de şirketin ortaklarından olduğunu, davalı şirketin asıl sahibi ve yönetim kurulu başkanı olan dava dışı ...'nın bazı mal alımlarının bedelini kendi kredi kartından ödeterek ileride bunların toplamı kadar kendisine şirketin hissesini devredeceğini ve böylece şirket ortağı yapacağını vaat ettiğini, ancak 2010 yılı içerisinde şirketin mali sıkıntılarının sona ererek,
kazanca geçileceğinin ortaya çıkması üzerine davalı şirket yetkilisinin müvekkilinin rahatsızlığını ve tedavisinin uzun süreceğini bahane ederek işine son verdiğini, müvekkilinin eşinin hisselerini de yine tedavi masraflarının yüksek olmasından istifade ederek gerçek değerinin çok altında elinden aldığını, müvekkilinin tedavisinin ardından alacağını talep için davalıya ihtarname gönderdiğini, davalının cevabi ihtarnamesi ile müvekkiline herhangi bir borcun bulunmadığının bildirilerek ödeme yapılmadığını ileri sürerek,
141.488,91 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren bankaların ticari kredilere uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden faizi ile birlikte ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren de bankaların ticari kredilere uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin kredi kartı ile ödeme yapma yolunu izlemeyi düşünse şirket adına bir kredi kartı her zaman temin edebileceğini, davacının şirket muhasebecisi olması ve tüm ödemeleri yapmakla yetkili olduğu sırada ödenecek bazı şirket borçlarını kasadan aldığı para ile ödemesi gerekirken, kendisine ait kredi kartı ile ödeyerek bazı taksit ve kredi kartı bonuslarından faydalanma yoluna gitmişse bunun tespiti halinde şikayet ve tazminat haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı mirasçıların murisleri olan ... tarafından, davalı Öz Maksan Isı San. ve Tic.
A.Ş.'ye ileride ortak yapılması vaadiyle şirket borçlarının ödenmesinin kredi kartı ile yapıldığını, bu doğrultuda şirketten 141.488,91 TL alacaklı olduğuna dair iddialarını ispat edemedikleri, muris ile davalı şirket arasında şirket ortağı yapılacağına dair herhangi bir yazılı belge bulunmadığını, davalı şirket kayıtlarının incelenmesi neticesinde şirketin defter, belge ve kayıtlarında ortaklığa ya da davacıların murisinin kredi kartı ile ödeme yapıldığına dair ibareye rastlanmadığı,
bunun yanı sıra eski şirket ortağı olan müteveffanın eşi Selma Ayan'ın tarihsiz ibraname başlıklı belge ile şirketten ayrılırken hiçbir alacağının kalmadığını imzası ile teyit ettiği, yine müteveffa ...'ın da Gaziantep 2. Noterliği'nce düzenlenen 31.01.2010 tarihli ibraname başlıklı resmi belge ile eski muhasebecisi olduğu davalı şirketten hiçbir hak ve alacağının kalmadığını, kendisine 9.758,60 TL ödendiğini,davalı şirketi geriye dönük olarak ibra ettiğini teyit ettiği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı mirasçıları vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde davacıların murisi Kamil'in kendi kredi kartıyla davalı şirketin pos makinesinden işlem yapmak suretiyle davalı şirketten mal ve hizmet alımı yaptığı, fakat söz konusu mal ve hizmet alımlarına ilişkin davalı şirket defterlerinde hiçbir kaydın bulunmadığı, bu suretle davacının kredi kartından yapılan harcamaların davalı şirketten yapılmış fiktif alımlara ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davalı da esasen savunmasında, davacının bu işlemleri kasa açığını kapatmak amacıyla yaptığını ileri sürmüş olup, bu durumda ispat yükü yer değiştirmiş olmakla, davacının zimmetinde para kaldığını artık davalı şirketin ispat etmesi gerekir. Davalı şirket bu konuda dosyaya herhangi bir delil sunmadığı gibi, yaptırılan bilirkişi incelemesinde de davacının şirkette herhangi bir zimmetinin olmadığı saptanmıştır.
Davalı yanın sunduğu ibra belgesi ise davacının çalıştığı döneme ilişkin işçilik alacaklarına ilişkin olup, şirketle tüm alacak ve borç ilişkisini sona erdiren bir belge niteliğinde değildir. Bu durumda, davanın bu esaslar çerçevesinde kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, karar başlığında yargılama sırasında ölen davacı mirasçılarının gösterilmemesi de yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5949, K. 2013/21476, 27 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama