KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6104 E., 2013/21274 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
618 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2010/38-2012/277 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...'ın "ZENKER" markasının gerçek hak sahibi olduğunu, söz konusu markanın dünyanın birçok ülkesinde müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda diğer müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, müvekkillerinden Fackelmann Ev Gereçleri Şirketi'nin, "Zenker" markalarını taşıyan ürünlerin Türkiye'deki ithalatı ve dağıtımı ile markaların kullanımı konusunda tek yetkili olduğunu, müvekkili ile davalı arasında 2 yıl süren tek satıcılık ilişkisinin 2003 yılı itibariyle sona erdiğini, hal böyle iken davalının,
25/03/2005 tarihinde 2005/10585 sayılı marka tescil belgesi "Zenker" ibaresini kendi adına tescil ettirdiğini ve bu durumun müvekkili haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, kaldırılmasını, önlenmesini, davalı adına 2005/10585 sayı ile tescilli "ZENKER" markasının terditli olarak, öncelikle müvekkillerinden ...'a devrini, bu talep mahkemece kabul edilmediği takdirde hükümsüzlüğünü ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu "Zenker" markasının Türkiye'deki hak sahibi olduğunu ve 9 yıldır söz konusu markayı davacıların da bilgisi dahilinde kullandığını, ayrıca markanın 5 yıldır müvekkili adına tescilli olduğunu, WIPO ilanı aracılığı ile de davacının müvekkili markasından haberdar olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hükümsüzlüğü istenen markanın tescil tarihinin 06/02/2006 olduğu, davanın 26/02/2010 tarihinde açıldığı, tescil tarihi ile dava tarihi arasında sessiz kalma yoluyla hak kaybı için öngörülen ve makul kabul edilen 5 yıllık sürenin dolmadığı gibi davalının söz konusu markayı ihdas eden ilk sahibi ile aralarındaki distribütörlük benzeri sözleşme sebebiyle Türkiye'de bu markalı ürünleri ithal ederek piyasaya çıkardığı, kötü niyetli tescil halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrama ilkesinin söz konusu olamayacağı, davacı yanın öncelik hakkına sahip
olduğu Zenker ibareli markanın davacının sunduğu tescil belgesindeki emtia listesi ile davaya konu markanın emtia listesi karşılaştırıldığında 35. sınıftaki kayıtla emtialar ile 21. sınıfın 3, 6. ve 10. alt grubundaki emtialarla benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli Zenker ibareli markanın 35. sınıf ile 21. sınıftaki 3, 6 ve 10. alt guruptaki emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hüküm fıkrasında mahkemece hükümsüzlüğüne karar verilen markanın tescilli olduğu 21. sınıfın 3, 6 ve 10. alt gruplarındaki emtianın nelerden ibaret olduğunun aynı hükmün gerekçe kısmında teker teker sayılma yöntemiyle belirtilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, davacılar vekili dava dilekçesinde, hükümsüzlüğe konu 2005/10585 sayılı markanın öncelik hakkı ve kötü niyetli tescil hukuki sebeplerine dayalı olarak tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğünü istemiştir. Mahkemece de, hüküm gerekçesinde davacının öncelik hakkı yanında davalının marka tescilinin de kötü niyetli olduğu görüşü benimsendikten sonra, markanın kapsadığı mal ve hizmetlerden 21. sınıfın 3., 6. ve 10. alt grupları ile 35. sınıf bakımından dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesine rağmen, tescilli olduğu diğer sınıflar yönünden de kötü niyet olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmaksızın davanın kısmen kabulü doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6104, K. 2013/21274, 25 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama