KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6203 E., 2013/21256 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
414 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.01.2013 tarih ve 2011/84-2013/1 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firmanın Fiber Plast markası ile üretim yaptığını, aynı zamanda ticaret ünvanı da olan bu markayı 1997 yılında tescil ettirdiğini, davalının müvekkili firmaya ait markayı aynı mal ve hizmetlerde kullandığını, 556 s. KHK'nın 7. maddesi uyarınca iptali gerektiğini, müvekkilinin markasını 1990 yılından itibaren kullandığını ve gerçek maliki olduğunu, davalının önceden Yücel Pazarlama Şirketi olarak müvekkili firma ile ticari ilişkilerde bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış olduğunu ve davalının kötüniyetli olduğunu, ileri sürerek davalının 2005-9920 sayılı Fiber plast markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, taraf markalarının birbirine benzemediği gibi farklı sınıflarda tescil edildiğini, müvekkilinin önceki kullanımdan kaynaklanan hak sahipliği bulunduğunu, müvekkili şirketin 1994 yılından itibaren fiber plast ibaresini ticaret unvanının kök sözcüğü olarak kullandığını, davacının 2003 yılında tespit talebinde bulunduğunu, uzun süre sonra dava açmasının kötüniyetli olduğunu, müvekkili markasının uydurma bir sözcük olduğunu, davacı markasının ise tanımlayıcı bir marka olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava, marka tescilinin mutlak red nedeniyle MarkKHK 7/1-b ve 42. madde gereğince hükümsüzlüğüne ilişkin olduğu, dava konusu marka 23/05/2005’de başvurularak 28/03/2006 tarihinde tescil edildiği, buna göre hak düşümü süresi geçemediği, iki tarafın markalarındaki emtia farklı olduğu, davacının ileri sürdüğü işaret ve ilgili emtiada öncelikli marka sahipliği iddiaları da kanıtlanamadığı,
nitekim, mahkemelerinin 2009/37-91 sayılı aynı taraflar arasında görülmüş olan, markaya tecavüzün önlenmesi ve tazminat davasında, çekişmeli ibare üzerinde davalı yanın öncelik hakkı sahibi olduğu belirlendiği, davalı yan, ibareyi marka başvurusuna konu etmeden önce ticaret unvanın bir parçası olarak tescil edip kullandığı, davalının ibare üzerinde MarkKHK 8/5. maddede yazılı nispi red sebebini ileri sürme bakımından hak sahibi olduğu, davacı iddiaları kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6203, K. 2013/21256, 25 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama