KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6353 E., 2013/21257 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.02.2012 tarih ve 2011/12-2012/38 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ın 24.12.2010 tarihinde gerçekleştirilen 7. olağanüstü genel kurulunda usule aykırı şekilde alınan “Usulsüz huzur hakkı ödemelerinin faiziyle birlikte geri alınması” yönündeki kararın, hukuka açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kamu kurumu niteliğinde olan davalıya husumet yöneltilerek yasal organı olan genel kurul tarafından alınmış idari nitelikte kararların iptali istenildiği ve bu tür bir uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı Meslek Birliğinin 24.12.2010 tarihinde gerçekleştirilen 7. olağanüstü genel kurulu'nda alınan “Usülsüz huzur hakkı ödemelerinin faiziyle birlikte geri alınması” yönündeki kararın, iptali istemine ilişkin olup, 5846 sayılı Yasa’nın 42/4. maddesi uyarınca çıkarılmış bulunan Fikir ve Sanat Eseri Sahipleri İle Bağlantılı Hak Sahipleri Meslek Birlikleri ve Federasyonları Hakkında Tüzük’ün 19 ve 35. maddelerine temas etmektedir.
Davalı Meslek Birliği, FSEK’nin 42. maddesinde kuruluşu düzenlenen ve eser sahibi ya da komşu hak sahibinin üye olması halinde, yazılı yetki belgesinde belirttiği esere ilişkin mali hakların takibi, telif ücretinin tahsili, bu ücretlerin ve eserin dağıtımını yapmakla görevli bir tüzel kişilik olup, anılan yasanın 42/3. maddesinde açıkça belirtildiği üzere, özel hukuk hükümlerine tabidir.
Bu nitelikteki birliklere üye olmak zorunlu olmayıp, eser sahibinin Birliğe devretmediği haklarını bireysel olarak da takip edebileceği, birlik organlarının üyeler arasından ve serbestçe teşekkül ettirildiği hususları gözetildiğinde, davalı Birliğin Anayasa’nın 135. maddesinde sayılan kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları kapsamında bulunmadığı, buna bağlı olarak yönetsel yapı içerisinde de yer almadığı, keza bir
kamu gücüne dayalı olarak tesis edilme olanağı bulunmayan eylem ve işlemlerinin idari nitelikte kabul edilemeyeceği de açıktır.
Bu nedenlerle, mahkemece, davalı Birliğin niteliği yanılgılı değerlendirilerek, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi, gerek 5846 sayılı ve gerekse de 2577 sayılı Yasa hükümlerine göre doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz istemine gelince, davacı vekilinin temyiz dilekçesi davalı vekiline 22/03/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve hüküm temyiz süresi geçirildikten sonra, davalı vekili tarafından 04/04/2013 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay tarafından da bu konuda bir karar verebileceğinden davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6353, K. 2013/21257, 25 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama