KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6365 E., 2013/21697 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.12.2012 tarih ve 2011/119-2012/207 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’ın “KUKLA KEBAP+şekil” ve “Kukla” ibareli markaların, müvekkili şirketin de "PİDEMİZ+şekil” ibareli markanın sahibi olduğunu, müvekkilleri ile davalı şirket arasında 30.10.2009 tarihinde imzalanan franchise sözleşmesinin davalı şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 22.06.2011 tarihli ihtarname ile haklı nedenle feshedildiğini, buna rağmen davalının sözleşmenin 6.14 ve 9.3 maddelerine aykırı olacak şekilde müvekkillerine ait markaları taşıyan tabela, el ilanları, kartvizit, satış konusu ürünlere ilişkin menü ve sair malzemeleri kullanmaya devam ettiğini,
Çankaya-Yıldız semtindeki işyerinde franchise sözleşmesi halen devam ediyormuş gibi "KUKLA", "KUKLA KEBAP" ve "pidemiz" ibareleri ile faaliyetini sürdürdüğünü, bu durumun 556 sayılı KHK’nın 9. maddesine aykırı olduğunu, ihtara rağmen davalının kullanımına devam etmesinin KHK’nın 61. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ve önlenmesine, tecavüze konu "KUKLA", "KUKLA KEBAP" ve "pidemiz" markalarını taşıyan her türlü tabela ve sair malzeme hakkında ihtiyati tedbir kararı alınmasına,
marka hakkına tecavüz oluşturan her türlü malzemeye el konularak bu malzemeler üzerinde bulunan markaların silinmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin feshinin haklı nedene dayanmadığını, müvekkiline diğer şubelerden daha fahiş fiyat uygulandığını, diğer tüm şubelere indirimli fiyatlarla satış konusunda reklam ve promosyon izni verilirken müvekkilinin promosyon talebinin kabul edilmediğini, müvekkilinin ekonomik olarak zora sokulup işletmesine el konulmaya çalışıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin reklamla ilgili 5/11-1, son ve 11 maddesi, franchise alanın yükümlülükleri ile ilgili 6.5 maddesi, temerrüt ve fesihle ilgili 9/1-f, 9/1-h (ii, iii, iv, v) maddeleri nazara alındığında davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davalının mal alımı ile ilgili ihtarlara uymadığı, davacılardan alması gereken onay ve izni almadan fiyat indirimi konusunda reklam yaptığı, davacının onayının alınmadığının cevap dilekçesi içeriğinden de anlaşıldığı, bu durumun haklı fesih sebebi olduğu,
akit serbestisi ilkesi gereğince davalının serbest iradesi ile imzaladığı sözleşme ile bağlı bulunduğu, sözleşme haklı nedenle feshedildiğinden fesih iradesi karşı tarafa ulaşmakla sonuçlarını doğurduğundan fesih tarihinden sonraki kullanımların marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının eylemlerinin (sözleşme feshedilmiş olmasına rağmen davacıya ait markaların kullanımlarının) marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün men’ine, her türlü basılı evrak ilan ve reklam v.s. kullanmasının önlenmesine, her türlü basılı evrak ve tabeladan markanın silinmesine,
silinmesi mümkün olmaz ise imhasına, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasındaki Franchise Sözleşmesi’nin davacılar tarafından feshi nedeniyle kendilerine ait marka ve diğer tanıtıcı işaretlerin davalı tarafından kullanılmasının önlenmesini isteyebilecek olmalarına, öte yandan mahkemece her ne kadar feshin haklı olduğundan bahisle aynı sonuca ulaşılmış ise de esasen sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı hususunun işbu davada tartışılamayacak olmasından dolayı mahkemenin feshi haklılınığa yönelik değerlendirmesinin tarafları bağlayıcı niteliğinin bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6365, K. 2013/21697, 29 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama