KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6474 E., 2013/21729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
455 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 23. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.11.2012 tarih ve 2012/5-2012/271 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirket arasında 23/07/2003 tarihinde acentelik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 26/10/2009 tarihinde müvekkili şirket tarafından tek taraflı feshedildiğini, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda acentenin müvekkili şirkete 357.424,70 TL borcunun bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek, 357.424,70 TL nin 26/10/2009 fesih tarihinden itibaren aylık %10 faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın ticari defter ve belgelerinde davalıdan 357.824,70 TL alacaklı olduğu ancak buna karşılık 182.228,02 TL nin davalı alacağı olarak kaydedildiği, neticeten davacının 175.596,68 TL alacaklı olduğu,
her ne kadar davacı defterlerine göre davalı hanesine alacak olarak kaydedilen 125.000 TL gayrimenkul ipoteği mevcut ise de, davacı defterlerinde yer alan kayıtlar aynı zamanda davacı aleyhine de delil sayıldığından defterlere itibar etmek gerektiği, gayrimenkul ipoteğinin paraya çevrilmesi sonrasında ortaya çıkması muhtemel açığın ayrıca dava edilebilirliğinin mümkün olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 175.596,68 TL'nin 26/10/2009 fesih tarihinden itibaren aylık %10 sözleşme temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı ile müvekkili şirket arasında acentelik sözleşmesi akdedildiğini, ancak müvekkili tarafından sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini ileri sürmüş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildikten sonra, davacı taraf lehine tesis edilen ipotek alacağına ilişkin olarak, gayrimenkul ipoteğinin paraya çevrilmesi sonrasında ortaya çıkması muhtemel açığın ayrıca dava edilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle, bu kısma yönelik talebin reddi yönünde hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmenin teminatı mahiyetinde, davalıya ait taşınmaz üzerinde, davacı taraf
lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. İpotek ile teminat altına alınmış alacakların tahsilinin güvence altına alınabilmesine yönelik olarak, ipotek alacaklısının dava açmakta hukuki yararının varlığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, davacı yararına tesis edilen ipoteğe ilişkin olarak, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle, sonuca gidilmek gerekirken, bu kısma ilişkin talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan, davalı kendisini vekille temsil ettirmediği halde, davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi dahi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6474, K. 2013/21729, 29 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama