KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/6532 E., 2013/20373 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.12.2012 tarih ve 2012/152-2012/243 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, görsel, fonetik ve işitsel olarak müvekkilinin tanınmışlık vasfı taşıyan, MACROCENTERSELECTİON+ŞEKİL,MACROSUPERCENTER+ŞEKİLMACROSUPERCENTER+ŞEKİL.
MACROSUPERCENTER, MACROSUPERCENTER+ŞEKİL, MACROSUPERCENTER+ŞEKİL, MACRONEWS+ŞEKİL, MACROCENTER BANQUET, MACRO BANQUET, MACROSTYL ibareli tescilli markalarına iltibas ve tecavüz oluşturan, ayrıca onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayacak ve itibarını zedeleyecek olan davalıya ait MAKROMAR ibareli 35. sınıfta bulunan hizmetleri içeren marka tescil başvurusunun ilânı üzerine iltibas ve tanınmışlık vakıasına dayalı olarak başvurunun reddi arzusunu içeren itirazlarının önce markalar dairesi ve nihaî olarak da YİDK tarafından 2012/M-1699 sayılı kararla reddedildiğini ileri sürerek kurum kararının iptaline ve davalı adına tescilli markanın
hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya aykırı olmadığını, davacının markaları ile davalı başvurusundaki işaretin karıştırmaya sebebiyet verebilecek seviyede aynı veya benzer olmadığını, davacının tasarımlarına da tecavüz oluşturmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, tescilli markalarla başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaret ve markanın bütünsel olarak analiz edilmeleri gerektiğini, bu tetkikatta markaların ayırt edicilik seviyelerinin gözönünde tutulması gerektiğini, görsel, işitsel ve anlamsal olarak başvuru konusu "MAKROMAR" ibareli işaretin davacı markaları ile ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer bulunmadığını, zira markalar ve başvuruda ortak olan makro ifadesinin büyük, geniş ve uzun anlamlarına geldiğini, anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğunu,
özellikle başvuru kapsamındaki hizmetler ile yararlanıcılarının vasfı nazara alındığında iltibas doğmasının olanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre,davalının markası ile davacının markaları arasında iltibasa sebep olacak bir benzerlik bulunmadığı, davacının markalarının da zaten sadece MACRO sözcüğünden oluşmadığı, anılan zayıf ayırt edici sözcüğe başka bazı sözcükler ve şekiller eklenerek oluşturulduğu, bu sayede de kendisinden önce tescilli makro ibareli marka tescillerinden olumsuz biçimde etkilenmeden tescil edilebildiği, makro veya macro ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığı,
ancak yanına getirilecek başka sözcük ve şekillerle birlikte markasal anlamda ayırt edicilik kazanabileceği, nitekim TPE'de macro ibareli 8 sayfa, makro ibareli de 17 sayfa dolusu marka bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde,
"MAKROMAR" ibareli işareti gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, bunun sonucunda davacı markalarıyla sunulan ürünleri satın almak veya hizmetlerden yararlanmak isterken "MAKROMAR" ibareli başvuru konusu işaretle sunulan ürünleri satın alma yahut hizmetlerden yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşmeyeceği; başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/6532, K. 2013/20373, 13 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama