KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/7454 E., 2013/13358 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/07/2012 tarih ve 2012/199-2012/277 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin babasından dolayı kendisine bağlanan ölüm aylığını almakta iken 03/12/2006 tarihinde evlenmesi nedeni ile aylık alma hakkının sona erdiğini, ölüm aylıklarını davalı bankada bulunan vadesiz bir hesaptan aldığını;
bu bankada ayrıca kendisine ait vadeli bir hesap daha bulunduğunu, müvekkilinin gelirden çıkması nedeni ile aylıkların davalı SGK tarafından davalı bankadan istemesi sırasında davalı bankanın vadeli hesapta bulunan parayı da SGK’na gönderdiğini, tüm taleplere rağmen paranın müvekkiline iade edilmediğini, hesabın vadesinin de bozulduğunu, dolayısıyla faiz getirisinden de mahrum kalındığını ileri sürerek müvekkilinin vadeli hesabından haksız çekilen 6.000 TL’nin çekilme tarihinden itibaren işleyecek vadeli mevduata uygulanan faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı SGK vekili; davacının babasının ölümü üzerine müvekkilinden yetim aylığı aldığını, 03/12/2006 tarihinde evlenmesi üzerine, maaşını almakta olduğu bankaya yazı yazılarak hesabın kapatılmasının ve evlenmeden sonra 2006 yılının 12. Ayında yatmış olan 336,18 TL’nin kurumlarına iadesinin talep edildiğini, ancak ilgili banka şubesi tarafından işlemin yanlış yorumlandığını ve davacının maaş hesabı ile birlikte kendine ait vadeli hesabının da kapatılarak müvekkilinin hesabına aktarıldığını, bu durumdan müvekkilinin herhangi bir şekilde hatalı ve kasti eylemi olmadığını, sorumluluğun bankaya ait olduğunu, davacının parasının iadesi için şahsen başvurduğunda emaneten bekletilen paranın iade edileceğini, böyle bir başvurunun yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Banka vekili; meydana gelen olayda müvekkilinin kusurunun olmadığını, davanın yalnızca SGK’ na açılması gerektiğini, SGK’ nun paranın iadesi konulu talimat yazısında miktar belirtmediğini, bu nedenle hesapta bulunan tutarın iade edildiğini, davacının iki ayrı hesabı olmadığını, vadeli hesabı ile maaş hesabının aynı hesap olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, İş Mahkemesi sıfatıyla bakılan davada verilen kararın temyizi üzerine, Yargıtay 10. HD’nin davada genel mahkemelerin görevli olduğuna ilişkin bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılamada toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu asıl alacağın dava açıldıktan sonra 05/05/2010 tarihinde davacıya iade edilmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı, ancak davacının vadeli mevduat hesabının bozulması nedeni ile 25/01/2007 ila 05/05/2010 tarihleri arasındaki faiz getirisinden faydalanamadığı,
dava konusu paranın yanlış aktarımında davalı bankanın kendisine yazılan talimatı iyi incelememesinden kaynaklı kusurunun bulunduğu, bu işlemde SGK’na kusur yüklenemeyeceği, dolayısıyla kaybedilen faiz getirisinden de bankanın sorumlu olacağı; ancak davalı SGK’nun davacının maaş hesabı dışındaki vadeli hesabından para aktarıldığını bilmesine rağmen hesaptaki parayı iade etmemesi,
sebepsiz yere kendi uhdesinde tuttuğu görülmekle kendisine dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesi ile asıl alacak açısından karar verilmesi yer olmadığına, 6.000 TL asıl alacağın (asıl alacak düşülerek) 25/01/2007 – 05/05/2010 tarihleri arasında işleyecek yasal faiz getirisinin davalı bankadan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Davalı vekilleri; kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/7454, K. 2013/13358, 26 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama