KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/747 E., 2013/18076 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
489 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.10.2012 tarih ve 2011/212-2012/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı banka vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki hesabına girilerek 06.12.2008 tarihinde 8.000 TL'nin kötü niyetli kişiler tarafından, başka hesaplara aktarılarak çekildiği, davalı Avea acentasının sahte kimlikle yeni bir SİM kart vermesi nedeniyle, tek kullanımlık şifrenin dolandırıcılara gittiği, 16.12.2008 tarihinde hattının aniden kesildiği, ertesi gün en yakın Avea acentesine başvurduğunda, acenta yetkilisinin hattın kullanımda olduğunun, ancak SİM kartta bir problem olabileceğini ifade ederek yeni bir SİM kartı müvekkile verdiğini, konu ile ilgili olarak,
ceza yargılamasının yapıldığını, davalı bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, gerekli güvenlik tedbirlerini almadığını, GSM operatörünün de sözleşmeye açıkça aykırı davranarak sahte kimlikle SİM kart verdiğini ileri sürerek, 8.000 TL'nin 15.12.2008 tarihinden itibaren kısa vadeli avans faizi üzerinden işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkil bankanın bilgisayar sisteminden kaynaklanan bir hata yada aksaklığın sözkonusu olmadığını, SİM kartın yanlış ellere geçmesine neden olan Avea A.Ş. ile müvekkil bankayı uyarmayan davacının asıl kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı Avea vekili, olayda, davacıya ait şifrenin kötü niyetli 3. kişilerin eline geçmesinde davacının ve davalı bankanın ağır kusurunun olduğu, zarar doğurucu olayın, davacının kişisel bilgilerini ve banka hesap bilgilerini koruyamaması ve davalı bankanın internet bankacılığı şubesi ve işlemlerinin yeterince güvenli olmamasından meydana geldiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının banka hesabına girilip internet bankacılığı üzerinden havale işlemi yapılıp paranın aktarılması hususunda davacıya yöneltilebilecek herhangi bir kusur tespit edilemediği gibi olayın bankaya karşı işlenen haksız fiil niteliğinde eylem olduğu ve bunun sonuçlarından bankacılık hükümleri gereğince davalı bankanın sorumlu olduğu,
ayrıca davalı Avea'nın bu bağlamda sorumlu olmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacının davasının davalı banka yönünden kısmen kabulü ile banka tarafından bloke edilip ödenen 10.240,84 TL'nin toplam havale tutarı olan 18.000,00 TL'den mahsup edildiğinde davacının alacağının 7.759,16 TL olduğu ve davalı bankanın bloke edilen paraları ödeme tarihi olan 15/12/2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı bankadan alnıp davacıya verilmesine fazla talebin reddine, davalı Avea açısından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı banka vekilleri temyiz etmiştir Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı banka vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/747, K. 2013/18076, 10 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama