KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/764 E., 2013/17057 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2012 tarih ve 2011/233-2012/274 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili;müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan Türk Lirası mevduat hesabından, değişik tarih ve tutarlarda 3. kişi ya da kişilerce 33.100,36 TL'nin çekildiğini, müvekkilinin hesabından bilgisi dışında gerçekleştirilen para çekiliş işlemlerinde davalı bankanın hatasının da bulunduğunu, işlemler ile ilgili olarak müvekkilinin mesaj çekilmek suretiyle uyarılmadığını, tüm bu nedenlerle oluşan zararlardan davalı bankanın sorumlu olduğunu 33.100,36 TL tutarındaki alacağın çekiliş tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davanın davacının zararına neden olan kişilere yöneltilmesi gerektiğini, davacının hesabını kontrol etmemiş olmasının kusurlu olduğunu gösterdiğini, dava konusu işlemlerin şifre ile yapılan ATM nakit çekim işlemleri olduğunu,olayın davacının beyan etmediği kart kaybı ya da kartı başkasına kullandırmasından kaynaklanmış olabileceğini, taraflar arasındaki genel hizmet sözleşmesine göre, "müşteri kart kullanımından doğan sorumluluğun kartın müşteri, zilyetliğine girdiği andan itibaren başladığını", sorumluluğun kartını ve şifresini koruyamayan davacıya ait olduğunu,savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki mevduat sözleşmesi ile bankaya yatırılan paranın, müşterinin talimatı olmadan, sahtekarlıkla müşterinin banka hesabından çekilmesi halinde, zarara bizzat bankanın uğrayacağı, zira bankanın mevduat sözleşmesinin karşı yanı olan müşterisine olan borcu, başka bir ifadeyle müşterinin bankadan olan alacağının aynen devam ettiği, sahtekarlıkla çekilen para, bankanın parası olup, doğan zararın da bankanın zararı olduğu, sahtekarlığı yapan üçüncü kişinin, bankaya yatırılmış olan parayı, bankanın malvarlığından çaldığı,
bu hırsızlığa rağmen, bankanın müşterisiyle arasında olan mevduat sözleşmesi kapsamında, müşterisine olan mislen iade borcunun devam ettiği, davalı bankanın davacının banka kartının kopyalanması hususunda bir kusurunun bulunduğunun ispatlayamadığı,
davalı bankanın dava konusu ihtilafta, banka sisteminden dava konusu 02.02.2010 ve 13.02.2010 tarihli işlemleri tespit etmesi ve davacıyı uyarması gerekirken, bu işlemlerin tespit edilmemiş olması ve davacının bilgilendirilmemesinin davalı bankada sistem denetiminin eksikliğini gösterdiğini, bankanın dava konusu olayda üzerine düşen özeni göstermediği ve gerekli sistem denetimini kurmadığı gerekçesiyle 33.100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacının uğradığı zarar bankacılık işleminden kaynaklanmakta olup, taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş olması nedeniyle davacı avans faizi talep edebilecek iken davacının talep ettiği avans faizinden daha düşük olan reeskont faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/764, K. 2013/17057, 30 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama