KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/846 E., 2013/18075 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
- Davalılar
- 1-KRİPTEK KRİPTO VE BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 30. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/10/2012 tarih ve 2011/108-2012/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Karmasis-İnfraskope isimli kurumsal güvenlik kayıt yönetimi ve güvenlik izleme konusunda bir yazılım geliştirdiğini, davalı firmanın ise 2006 yılında kişi ve kuruluşların güvenlik ihtiyaçlarına cevap vermek için kurulduğunu ve aynı alanda faaliyet gösterdiğini ancak davalı şirket yetkilisi ... müvekkilinin ürünleri hakkında müşteri kitlesine yanlış, yanıltıcı, kötüleyici beyanda bulunduğunu, bu beyanların hedef müşteri kitlesine e-posta yolu ile gönderildiğini, bunun üzerine davalı şirket ve temsilcisi ile irtibat kurulduğunu, davalı şirket yetkilisinin müvekkilinden özür dilediğini,
bu yanlış bilgileri kimlere gönderdiğine ilişkin kendilerine müşteri listesi sunduklarını, müvekkilinin oluşan zararlarının karşılanması için davalıya ihtarname çektiklerini ancak zararlarının giderilmediğini ileri sürerek, 20.000 TL manevi ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak şartıyla 1.000 TL maddi tazminatın 19.7.2009 temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacının bir şekilde müvekkiline ait iç yazışmaları haksız olarak ele geçirip bunlar sanki nihai hedef kitle imiş gibi haksız çıkar elde etmek için dava açtığını, davacı ve müvekkilinin ürettiği ürünün aynı sistemde çalışmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar 29.11.2010 tarihli ilk raporda davacının haksız rekabetin yapıldığı dönemde elde etmiş olduğu 318.099,78 TL lik geliri davacının zararı olarak hesaplanmış ise de, bu hesaplama tarzının gerek TK.
58/e bendinde düzenlenen tazminat hesabına aykırı olması, gerekse Yargıtay uygulamaları nazara alındığında itibar etme imkanı bulunmadığı yine, her ne kadar davalı ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, haksız fiilin 16.6.2009 tarihinde öğrenildiği ve davanın da 1 yıl içinde 8.6.2010 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında süresinde ıslah talebinde bulunulduğu, zamanaşımı savunmasının yerinde olmadığı, manevi tazminat istemine gelince, davalıların davacıya ait ürünü kusurları ile kötüledikleri, var olan özelliği yokmuş gibi gösterdikleri ve daha sonrasında özür dilemelerinin bunun teyidi niteliğinde olduğu,
bu haliyle davacı şirketin yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre iktisadi menfaatinin ihlal edildiği, hatta iktisadi menfaatinin ihlal edilmesi tehlikeye maruz bırakılsa dahi manevi tazminat istemek için yeterli olduğu ve manevi tazminatın koşullarının somut olayda oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, asıl ve ıslah edilen miktarlar nedeniyle 17.113,91 TL maddi tazminatın ve 7000 TL manevi tazminatın, 19.7.2009 temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, dava kısmen kabul ve kısmen red ile sonuçlandığına göre, taraflar yararına takdir edilen vekalet ücreti ve harç dışında kalan yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranına göre taraflara yükletilmesi gerektiği gibi, davacı tarafından yatırılan 2400 TL bilirkişi ücretinden 1200 TL bilirkişi ücretinin hesaplamaya dahil edilmemiş olması doğru görülmemiş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/846, K. 2013/18075, 10 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama