KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/15444 E., 2015/867 K.·Mahkemesi :fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2015
Karar Metni
337 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada.... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/06/2014 tarih ve 2013/170-2014/148 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin "....." ibaresinin marka olarak tescili için yaptığı başvuruya itirazlarının...... tarafından nihai olarak kısmen reddedildiğini, oysa davalının markasının müvekkili tarafından tescilli ve tescilsiz olarak kullanılan "..." ibareli markalara benzediğini, markaların kapsamındaki malların bir kısmının da ayırtedilemeyecek derecede benzer olduğunu,...'nin markaların bağlantı ihtimali dahil karıştırılma ihtimalini gözardı ettiğini, ayrıca davalı markasının müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını,
davalının markayı kötüniyetli olarak seçtiğini ileri sürerek,.......'nın 2013-M-1382 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescilli markanın "kozmetik ürünleri, sabunlar ve diş bakım ürünleri" malları bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur.
Davalı şirket vekili, markalar arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, başvurudaki benzer malların başvuru kapsamından çıkartıldığı, markalar arasında nispi bir benzerlik bulunmakta ise de kapsamlarındaki malların farklı sektörlere ilişkin oldukları, ortalama tüketiciler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 03. sınıftaki mallar yönünden davacı markasının Türkiye içerisinde kullanım sonucu ayırtedicilik kazandığına ilişkin delil sunulmadığı, ayrıca tanınmışlık yeterli olmayıp markanın itibarının zarar görmesi, ayırtedici karakterinin zedelenmesi gibi risklerin en az birinin varlığının da ispatlanmış olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
27,70 H · 24,30 PH · 03,40 BH · 03/02/2015 HŞ
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/15444, K. 2015/867, 22 Ocak 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama