KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/16616 E., 2015/2288 K.·Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2015
Karar Metni
322 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/06/2014 tarih ve 2012/211-2014/247 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin giyim eşyaları ve kumaş üreterek tekstil sektöründe faaliyette bulunduğunu, ticaret unvanında da yer alan "..." ibareli markası altında bu faaliyetlerini sürdürdüğünü, bu ibarenin WIPO nezdinde 30.09.2003 tarihinden itibaren tescilli olduğunu, bu tescile dayalı olarak Türkiye'de de 11.02.2004 tarihinden beri tescilli olarak korunduğunu, davalının ise "..." ve "...+Şekil" ibareli markaları adına tescil ettirdiğini, söz konusu markaların, müvekkili adına tescilli markaya benzediklerini ve iltibas tehlikesi yarattıklarını ileri sürerek, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüklerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2000 yılından beri ev tekstili alanında faaliyet gösterdiğini, "..." markasının, şirket yönetim kurulu başkanının kızlarının isimlerinin ilk hecelerinden oluştuğunu, müvekkili adına tescilli markalar ile davacı markası arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının tescilli oldukları sınıflar örtüşmekle birlikte markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan karıştırılma ihtimali yaratacak derecede bir benzerlik bulunmadığı, bu durumda 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesinde öngörülen hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının kötü niyetli tescil başvurusundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve esasen somut uyuşmazlığın hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek nitelikte bulunması karşısında HMK'nun 266. maddesi uyarınca bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulmasına gerek olmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/16616, K. 2015/2288, 20 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama