KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/18182 E., 2015/13006 K.·Mahkemesi : Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2015
- Tarihi
- 15/07/2014
- Numarası
- 2014/136-2014/175
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/07/2014 tarih ve 2014/136-2014/175 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01/12/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. F.. H.. ile davalı vekili Av. S... D... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 12.06.2006 tarihinde “Arşiv Yönetim Sistemi ve Programı Sözleşmesi” yapıldığını, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin davalıya arşiv sistemi kurup, program ve yazılımını hazırlayacağını, kurulumundan sonra da gerekli eğitim ve bakımlarını yapacağını, projenin davalı tarafından istenen iş akışları doğrultusunda % 95'i tamamlandıktan sonra davalının gönderdiği e-postalar ile sisteme olan ihtiyacının ortadan kalktığını belirterek görüşmeleri sonlandırdığını,
davalının sözleşmenin feshedildiğine dair açık bir bildirimde bulunmadan önce müvekkili şirketin sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirmek suretiyle kendi edimini tamamladığını, davalının sözleşmeyi feshinin iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, sözleşme gereğince edimini yerine getirmemiş olan davalının yükümlülüğünün yerine getirilmesinin sağlanması bakımından sözleşme bedeli olan 17.500 ABD Doları ve KDV'nin gecikme tazminatı ile birlikte davalıdan ticari faiziyle tahsilini;
bu mümkün olmayıp sözleşmenin feshedildiği sonucuna varılması halinde ise söz konusu feshin iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle şimdilik yine sözleşme bedeli olan 17.500 ABD Doları ve KDV'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini müvekkili bankanın taleplerinin zamanında ve istenilen şekilde yerine getirmediğini, bu nedenlerle sözleşmenin müvekkili tarafından feshedildiğini, yapılan feshin sözleşmenin 5. 4. maddesi gereğince yapılmış olup, keyfi bir feshin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının davalı için sözleşme konusu bilgisayar yazılımı üzerinde uzun bir süre çalışma yaptığı, projenin %65' ini tamamladığı, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmenin 5.5 maddesinde davacı Banka'nın bildirimsiz ve tazminatsız olarak tek taraflı fesih yetkisi yer almakta ise de bunun için davacının sözleşmeye aykırı davranışının mevcudiyetinin gerekli olduğu,
davacı tarafından davalıya e-posta gönderilerek başka bir şirket ile çalışılacağının bildirildiği tarihe kadar geçen uzun dönemde davacının sözleşme konusu yazılım için önemli bir emek ve zaman harcadığı, ortaya çıkan gecikmede davacının bir kusurunun bulunmadığı ve gecikmenin davalı tarafın taleplerinden kaynaklandığı, bu durumda davalı tarafından sözleşmenin fesh edilmesinin hakkaniyete ve dürüstlük kurallarına uygun olmadığı,
dolayısıyla davacı tarafından sözleşme konusu bilgisayar programı için yapılan çalışmaların bedelinin, programın tamamlanma oranına göre davalı tarafından davacıya ödenmesinin gerektiği, programın tamamlanmış halinin rayiç bedelinin, 26.932,5 TL+KDV, % 65 tamamlama oranına göre istenebilecek bedelin ise 17.506,12 TL+KDV olduğu, buna göre davacının isteyebileceği toplam rakamın 20.657,22 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/18182, K. 2015/13006, 3 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama