İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2014/18831 K.2015/13121

Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2014 tarih ve 2013/438-2014/225 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08/12/2015 günü hazır bulunan…

Esas2014/18831Karar2015/13121Tarih8 Aralık 2015Okuma7 dk · 1.338 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2014/18831 E., 2015/13121 K.·Mahkemesi : ... Asliye Ticaret Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
8 Aralık 2015
Tarihi
10/09/2014
Numarası
2013/438-2014/225
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.338 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/09/2014 tarih ve 2013/438-2014/225 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08/12/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... ile davalı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirkette yaklaşık üç yıl süre ile yurt dışı operasyon uzmanı olarak çalışan davalının, 04.10.2011 tarihinde istifa ederek işinden ayrılmasından kısa bir süre sonra müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığını, oysa taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesi ile bu davranışın yasaklandığını ve aynı sözleşmenin 7. maddesi ile de anılan durumun cezai şarta bağlandığını, dolayısıyla müvekkilinin cezai şarta hak kazandığını ileri sürerek, 67.508 TL cezai şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının dayandığı sözleşmenin geçerli bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceğini, zira tek taraflı olarak davacı işverenin lehine ve müvekkili işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye atan hükümler içerdiğini, ayrıca yasanın öngördüğü sınırlamaları içermediğini, davacının bir zarara uğramadığını, istenilen cezai şartın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirkette çalışan davalının bu işinden ayrıldıktan sonra davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmaya başladığı ancak davacı tarafça, davalının ne tür bir ticari sırra vakıf olduğu ve bu bilgileri kullanarak davacıya zarar verdiği hususlarının ispatlanamadığı, aksine davalının işinden ayrılmasından sonra davacının satışlarında artış yaşandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, davalı işçi için rekabet yasağı öngören taahhütnameye aykırı davranıldığı iddiası ile cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, davalının ne tür bir ticari sırra vakıf olduğu ve bu sırları kullanarak davacıya zarar verdiği hususlarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlığı altında düzenlenen 48 ve devamı maddelerinde, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu anayasal teminat altına alınmıştır. Somut olaya uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 348. maddesinde de hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra rekabet yasağına ilişkin sözleşme yapılabileceği kabul edildikten sonra 349. maddesinde ise, “Rekabet memnuiyeti ancak işçinin iktisadi istikbalinin hakkaniyete muhalif olarak tehlikeye girmesini menedecek surette zaman, mahal ve işin nevi noktasından hal icabına göre münasip bir hudut dahilinde şart edilmiş ise muteberdir.” denilerek rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin sınırları belirlenmiştir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, davalı tarafından imzalanan taahhütnamenin 3. maddesinde, "Şirket ile aramdaki ...hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süre ile şirketin faaliyet gösterdiği alanda ve işkolunda, İstanbul, İzmir ve Bursa'da ve bu illerin civarındaki şirket ve acentelerinin bulunduğu yerlerde, iş kurmayacağımı, bu yerlerde işverenle aynı alanda faaliyet gösteren şirketler ile ortaklık ve/veya hizmet ilişkisinde bulunmayacağımı, belirtilen süre boyunca aynı alanda faaliyet gösteren hiçbir kişi veya şirkette her ne surette olursa olsun çalışmayacağımı, ..... kabul,

beyan ve taahhüt ederim." düzenlemesine yer verilmiştir.

Anılan maddede, İstanbul, İzmir ve Bursa illerinde rekabet yasağı öngörüldükten sonra bu illerin civarındaki şirket ve acenteleri denilmek suretiyle coğrafi alan bakımından bir belirsizliğe yol açıldığı gibi esasen ülkemizde taşıma faaliyetinin yoğunlaştığı bölgeler de gözetildiğinde, bu derece geniş bir alanda rekabet yasağı öngörülmesinin yukarıda değinilen Anayasa ve mülga BK hükümlerine uygun olduğu da kabul edilemez.

Bu itibarla mahkemece, davalının imzaladığı taahhütnamenin rekabet yasağına ilişkin maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlamasının, yukarıda açıklanan çalışma özgürlüğüne ve emredici yasal düzenlemelere aykırı olması nedeniyle batıl bulunduğunun kabulü ile bu yönden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış ise de davanın reddine ilişkin olarak verilen karar sonucu itibariyle doğru olduğundan 1086 Sayılı HUMK'un 438. maddesinin son fıkrası uyarınca kararın gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile HUMK'un 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA,takdir olunan 1.100.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08/12/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart tahsili istemine ilişkindir. Konuya ilişkin yasal düzenlemeler 818 sayılı BK'nın 348 vd. maddeleri ile 6098 sayılı TBK'nın 444 vd. madde-lerinde yer almaktadır.

Söz konusu yasal düzenlemelerle mer'i hukuk düzeni içerisinde yerine bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan bu sözleşmelerin, sözleşme serbestisi kapsamında ve fakat kanunun sınırlayıcı hükümleri dahilinde düzenlendikleri sürece sonuç doğurucu nitelikte oldukları kuşkusuzdur.

Bu bağlamda, söz konusu hükümlerin Anayasamızın çalışma hürriyetine ilişkin hükümleri ile bağdaşmadığı şeklinde bir kanaatin olması halinde, bu hususun, Anayasa Mahkemesinde yöntemince ileri sürülmesi gerektiği görüşündeyim. Bu nedenle, bu yönde bir başvuru yapılmaksızın mezkur yasa hükümlerine uygun sözleşmelerin ayrıca bir anayasa süzgecinden geçirilmesi suretiyle geçerli olup olmadıklarının tartışılmasının doğru olmadığı kanısındayım.

Bu anlamda ifade edilmek gerekir ki, taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağına ilişkin sözleşme, yer-zaman ve faaliyet sahası gibi kriterler açısından, somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 348. vd. maddelerinde öngörülen geçerlilik koşullarına ve Dairemizin konuyla ilgili açıklayıcı nitelikteki içtihatlarına uygun mahiyette ve sonuç doğurucu niteliktedir.

Herşeyden önce, Daire çoğunluğunun değerlendirmesinde de işaret olunduğu üzere, davalı çalışan, davacı şirkette çalıştığı süre içerisinde şirketin sırlarına, müşteri portföyüne vakıf olacak bir pozisyonda bulunmuş olup söz konusu pozisyon nedeniyle elde ettiği bilgilerin bir başka şirket için kullanılması "ihtimalinin" davacı şirket bakımından mühim bir zarar tehlikesine işaret edeceği ortada olup bu yönden bir yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Bu bakımdan mahkemece davanın reddine mesnet teşkil eden işbu gerekçede isabet olmadığı yönündeki Daire çoğunluğu görüşü ile mutabıkım.

Ancak, rekabet yasağının ancak işveren şirketin faaliyet alanı ile sınırlı bir biçimde belirlenebilmesi söz konusu iken, taahhütnamede yer alan "..illerin civarındaki şirket ve acentelerinin bulunduğu yerler" ibaresinden davacı şirketin faaliyet gösterdiği yerlerin anlaşılacak olması nedeniyle, bu yöndeki sınırlama bakımından bir belirsizlik yaratıldığı söylenemez.

Üstelik davalı çalışan, davacı şirketteki görevinden istifa ettikten çok kısa bir süre sonra davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip bir şirkette çalışmaya başlamış olup bir an için coğrafi alan sınırlaması bakımından bir belirsizliğin söz konusu olduğunun kabulü halinde dahi, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı şirketin merkezinin ve buna dayalı olarak bu şirketin ağırlıklı olarak faaliyet gösterdiği yerin tıpkı davacı şirket gibi İstanbul olması nedeniyle,

bu hususa dayalı olarak geçersizlik savunmasında bulunulmasının açıkça hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olmakla nazara alınmaması gerektiğinin gözden kaçırıldığı düşüncesindeyim.

Tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulması gerektiği görüşü ile Daire çoğunluğunun aksi yöndeki kararına katılamıyorum. KARŞI OY YAZISI

Dava, davalı işçinin rekabet yasağı öngören taahhütnameye aykırı davrandığı iddiası ile cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dairemiz çoğunluğu,davalının imzaladığı taahhütnamenin rekabet yasağına ilişkin maddesinde yer alan coğrafi alan sınırlamasının, çalışma özgürlüğüne ve emredici yasal düzenlemelere aykırı olması nedeniyle batıl bulunduğunun kabulü ile bu yönden davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, yerel mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle onanmıştır.

Davalının, davacı şirkette çalıştığı süre içerisinde şirketin sırlarına, müşteri portföyüne vakıf olacak bir pozisyonda bulunduğu, söz konusu pozisyonu nedeniyle elde ettiği bilgilerin bir başka şirket yararına kullanılması ihtimalinin, davacı şirket bakımından mühim bir zarar tehlikesine sebebiyet vereceği, dolayısıyla yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesinin isabetsiz olduğu yönünden Dairemiz çoğunluğu ile aramızda herhangi bir uyuşmazlık yoktur.

Davalı tarafından imzalanan taahhütnamedeki, "...hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihten itibaren 1 yıl süre ile şirketin faaliyet gösterdiği alanda ve işkolunda, İstanbul, İzmir ve Bursa'da ve bu illerin civarındaki şirket ve acentelerinin bulunduğu yerlerde, iş kurmayacağımı, bu yerlerde işverenle aynı alanda faaliyet gösteren şirketler ile ortaklık ve/veya hizmet ilişkisinde bulunmayacağımı, belirtilen süre boyunca aynı alanda faaliyet gösteren hiçbir kişi veya şirkette her ne surette olursa olsun çalışmayacağımı, ..... kabul, beyan ve taahhüt ederim." şeklindeki düzenlemenin sözleşme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi ve taşımacılık konusunda faaliyet gösteren davacı şirketin yaptığı işin mahiyeti gereği, bu şekildeki sınırlama bakımından bir belirsizlik olmadığının kabulü gerekir.

Davalının, davacı şirketteki görevinden istifa ettikten kısa süre sonra, davacı şirket ile aynı alanda ve bölgede faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başlaması sebebiyle, davalının sözleşmenin geçersizliğine ilişkin savunması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz.

Bu nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 08.12.2015

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/18831, K. 2015/13121, 8 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2014/18831
Karar No
2015/13121
Tarih
8 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 16. Hukuk Dairesi E.2014/18833 K.2015/16083
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2014/18833 K.2015/22204
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2014/18834 K.2015/22205
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2014/18835 K.2015/22858
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2014/18836 K.2015/22956
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2014/18837 K.2015/26823

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.