KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/3842 E., 2014/6792 K.·Mahkemesi : Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2014
- Tarihi
- 16/10/2012
- Numarası
- 2012/153-2012/153
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/10/2012 tarih ve 2012/153-2012/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati haciz kararına itiraz edenler vekili, ihtiyati haciz isteyen bankanın iddialarını kanıtlar mahiyette delil olmadığını, müvekkillerinin gıyabında istemin kabul edildiğini, alacaklı tarafın bu kararı Osmaniye 2. İcra Müdürlüğü'nün 2012/6923 Esas sayılı dosyasından infaz ettiğini ve dosyanın usulsüz tebligatlarla kesinleştiğini, yetkili mahkemenin Kadirli mahkemeleri olduğunu, ihtiyati haciz isteyen bankanın kendi teminat mektubunu veremeyeceğini ileri sürerek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İhtiyati haciz isteyen banka vekili, itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma dosya kapsamına göre, sözleşmenin yapıldığı yer Osmaniye olduğu gibi alacaklı olan ve sözleşmeyi yapan Osmaniye ING Bankası Şubesi'nin de Osmaniye il sınırları içerisinde olduğundan 6098 sayılı Borçlar Kanunun 89. maddesi (eski B.K. 73. mad.) gereği mahkemenin ihtiyati haciz talebini değerlendirmede yetkili olduğu, ihtiyati haciz talep eden banka tarafından teminat mektubu sunulmasında yasaya aykırılık bulunmadığı ve teminatın da iade edildiği, ihtiyati haciz kararına itiraz eden borçlular vekilinin itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, ihtiyati hacze itiraz edenler vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere göre, ihtiyati hacze itiraz edenler vekilinin aşağıdaki bendin kapsamın dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, ihtiyati hacizde teminatın amacı, haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan zararın, alacaklı tarafından karşılanmaması veya karşılanamaması riskine karşı hakkında ihtiyati haciz kararı verilen borçluya veya üçüncü kişilere güvence sağlamaktır. Somut olayda ihtiyati haciz isteyen Banka, mahkemenin istediği %15 teminat için kendisine ait teminat mektubunu vermiş, mahkeme de bu teminat mektubunu kabul etmiştir.
11.6.1969 tarih 1969/4 E, 1969/6 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında, “Banka teminat mektuplarının mahiyet itibarıyla Borçlar Kanunu'nun 110’uncu maddesinde sözü edilen 3’üncü kişinin fiilini taahhüt niteliğinde bir garanti akdi olduğu” belirtilmiştir. Öğretide belirtildiği üzere, bir bankanın kendi borcu için teminat mektubu vermesi hukukî herhangi bir sonuç doğurmaz.
Bir kimse nasıl kendi borcu için kefalet veremezse, kendi borcu için garanti vermesi de geçerli olamaz. Bir bankanın bu nedenle, kendi borcunu (lehtar) teminen, örneğin mahkemeye verdiği teminat mektubu – bankanın (A) şubesinin (B) şubesi (lehtar) lehine teminat mektubu vermesi- bir garanti niteliği taşımaz.
Bir teminat mektubunda aynı kişinin hem garanti veren, hem de fiili taahhüt edilen kişi (lehtar) olması mümkün değildir (Reisoğlu, S.: Banka Teminat Mektupları ve Kontrgarantiler, Ankara 1997, s.67).
Bankanın ihtiyati haciz taleplerinde kendi teminat mektubunu verebileceğinin kabulü hâlinde teminat mektubunun bir riski garanti ettiği ileri sürülemez. Bilakis, riskin garanti edilmediği, bankaların ihtiyati haciz taleplerinde teminat aranmayacağı şeklinde kabul edilmesi mümkün olmayan bir sonuç ortaya çıkar. Yukarıda açıklanan nedenlerle teminata ilişkin itirazın kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi ihtiyati haczin kesinleşmiş olması ve teminat mektubunun iade edilmiş bulunmasının ihtiyati haciz kararına itirazın incelenmesine engel bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle itirazın reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/3842, K. 2014/6792, 7 Nisan 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama