KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2014/4812 E., 2014/8301 K.·Mahkemesi : Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2014
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... ... 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.01.2012 gün ve 2009/96-2012/5 sayılı kararı onayan Daire’nin 20.11.2013 gün ve 2012/7075-2013/20976 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin tanınmış “...” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin 2007 yılında “... ...” adlı şirketi devralarak bu şirketin sahip olduğu tüm markaların da kendisine devrini sağladığını, devralınan bu şirketin 1960'lı yıllarda kurulmuş olan ticaret unvanında da yer alan “...” ifadesi üzerinde öncelikli hak sahibi olduğunu ve “...” markasından doğan tüm hakların da devirle birlikte müvekkiline geçtiğini, dava konusu markanın müvekkilinin uzun süredir kullandığı markasının şekil ve yazım unsuru dahi kopyalanmak suretiyle birebir aynısı olup,
müvekkilinin marka üzerindeki gerçek ve öncelikli haklarını ihlal eder nitelikte kötü niyetle tescil edildiğini ve tescilli olduğu mal ve hizmetler üzerinde de fiilen kullanılmadığını ileri sürerek, davalının 2002 02604 sayılı “...” markasının 556 sayılı KHK'nın 44. maddesi uyarınca geçmişe etkili olarak korumanın başlangıcı olan başvuru tarihinden itibaren hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markaların isim haricinde hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, kaldı ki şirketlerin aynı ürünleri üretmediklerini, markanın müvekkili tarafından 2002 yılından bu yana kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu markanın dünyanın bir çok ülkesinde uzun yıllardır davacı adına tescilli olduğu ve kullanıldığı, markayı ilk kullanan ve bilinir hale getiren davacının üstün hakkı bulunduğu, davacı markasının sektörde tanınmış marka olduğu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davalının aynı sektörde faaliyet gösterdiği davacının markasını bilmediğinin ve “...” gibi fantezi bir kelimenin davalı tarafından bulunduğunun düşünülmesinin mümkün olmadığı,
davalının “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmekte haklı bir neden göstermediği ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davalı adına tescilli 2002 02604 sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 20.11.2013 günlü ilamıyla onanmıştır.
Davalı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/4812, K. 2014/8301, 2 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama