İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2015/1454 K.2016/6359

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.07.2014 tarih ve 2011/36-2014/178 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.06.2016 günü başkaca gelen…

Esas2015/1454Karar2016/6359Tarih9 Haziran 2016Okuma7 dk · 1.442 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2015/1454 E., 2016/6359 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Haziran 2016
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.442 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.07.2014 tarih ve 2011/36-2014/178 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.06.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı ... vekli Av.... ve davalı ... vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, ....

Yayıncılık A.Ş. temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin fon tarafından devralındıktan sonra yeni denetim kurulu üyeleri atandığını, atanan denetim kurulu üyelerinin hazırladığı 18/10/2006 tarihli denetim kurulu raporunda 2000-2004 yıllarında yönetim ve denetim kurulu üyeliği yapan davalıların şirketin mali zarara uğrattıklarının tespit edildiğini, rapora göre 2001, 2002, 2003 yılları ile 01/01/2004 tarihi ile 25/05/2004 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurulu üyeleri davalılar ..., ..., ..., ..., ...,

... ile denetim kurulu üyeleri ..... ve ...'in ibra edilmemeleri ve haklarında sorumluluk davası açılması için karar alındığını, 18/10/2006 tarihli denetim kurulu raporunda "şirketin ... Bankası ... Şubesi'nden 15/12/2000 tarihinde kullanılan 2.170.236,00 USD tutarındaki kredinin 564.169,00 USD'lik kısmının ticari teemmüllere aykırı şekilde herhangi bir rehin ya da teminat alınmaksızın grup içi şirketlerden ... San. ve Tic.

A.Ş.'ye aktarıldığı, ancak paranın geri dönüşü ve tahsil kabiliyetinin olmadığı, bu itibarla aktarılan krediden doğan zarardan seleflerinin yolsuz muamelelerini denetleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve şirkete karşı işlenen haksız fiillere kayıtsız kalan 2001, 2002, 2003 yılları ile 01/01/2004 tarihi ile 25/05/2004 tarihi arasında görev yapan şirket yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumlu olduklarının" tespit edildiğinin bildirildiğini, yönetim kurulu üyelerinin TTK'nın 317, 320, 336, 337. maddeleri uyarınca, denetim kurulu üyeleri olan ... ile ...'in ise TTK'nın 353, 354,

355 ve 359 maddeleri uyarınca zarardan sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 564.169,00 USD olan zarar miktarından şimdilik 4.172,00 USD karşılığı toplam 6.000,00 TL'nin, 12/03/2007 tarihli ıslah dilekçesi ile 811.275,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri, davanın esastan ve zamanaşımından reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, ... Grubu'na dahil ... Bankası'nın davacı şirkete borç verirken teminat istemediği gibi davacı şirketin de ... Grubu'na dahil ... San. ve Tic.

A.Ş.'ye borç verirken teminat aramamış olmamasının aynı guruba dahil şirketler arasındaki olağan bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda yapılan işlemin yolsuz olduğundan bahsedilemeyeceği, ..., ... ve ...'in 15/12/2000 yılından 09/07/2002 tarihine kadar görevde oldukları dikkate alındığında bu kimseler kendi kendilerinin halefleri olamayacaklarından haklarında TTK'nın 337. maddesinin uygulanamayacağı, davalı yönetim kurulu üyeleri ..., ..., ...

09/07/2002 tarihinde göreve seçilmiş olup, yolsuz olduğu iddia edilen eylem 2000 yılında davalıların göreve seçildikleri dönemden 2 yıl önce gerçekleştiğinden haklarında TTK'nın 337. maddesinin uygulanmasının düşünülemeyeceği, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın doğmuş olması gerektiği, zarardan bahsedilmesi için öncelikle kredi verilen kuruluştan talep edilmesi ve alacağın tahsil edilmemiş olması gerektiği, somut olayda ... San.

Ve Tic. A.Ş.'ye verilen borç dava tarihi itibariyle riskli olmakla beraber halen tahsil kabiliyetinin bulunduğu, bu durumda mevcut bir zarar olduğundan bahsedilemeyeceği, sorumluluk için gerekli olan zarar şartının dava tarihi itibariyle gerçekleşmediği,

denetçilerin sorumluluğu bakımından TTK'nın 354. maddesi uyarınca 01/01/2002 - 31/12/2002 faaliyet dönemi ile ilgili denetçi raporunu en geç 31/03/2004 tarihine kadar, 01/01/2003-31/12/2003 dönemine ait denetçi raporunu ise en geç 31/03/2004 tarihine kadar hazırlayarak davacı şirkete vermekle yükümlü olan denetçilerin TMSF tarafından 26/05/2004 tarihinde görevden azledilmiş olması sebebiyle 2002 ve 2003 yıllarına ait denetim raporunun denetçiler tarafından hazırlanamadığı, başka bir deyişle davacı şirketin 15/12/2000 tarihinde dava dışı ...

San. ve Tic.

A.Ş.'ye 30/06/2001 tarihinde ödenmek üzere verdiği 564.169,00 USD tutarındaki paranın 01/01/2002-31/12/2002 ve 01/01/2003- 31/12/2003 tarihleri arasında dava dışı şirketten tahsili konusunda kanuni takibe geçilmediği hususunu 15/12/2006 tarihinde toplanan şirket genel kuruluna rapor etmesine maddi imkan bulunmadığı, TTK'nın 337. maddesi yalnızca halef konumundaki yönetim kurulu üyeleri tarafından getirilmiş bir hüküm olup, bunun denetçileri kapsayacak şekilde genişletilmesinin sözkonusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, TMSF tarafından devralınan şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkindir.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, 6762 sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar.

Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).

Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir.

Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta...Yayıncılık A.Ş.'nin TMSF'ye devrinden sonra TMSF tarafından atanan denetim kurulunca düzenlenen 18/10/2006 tarihli denetim kurulu raporunda "şirketin ... Bankası ... Şubesi'nden 15/12/2000 tarihinde kullanılan 2.170.236,00 USD tutarındaki kredinin 564.169,00 USD'lik kısmının ticari teemmüllere aykırı şekilde rehin ya da teminat alınmaksızın grup içi şirketlerden ... San. ve Tic.

A.Ş.'ye aktarıldığı, ancak paranın geri dönüşü ve tahsil kabiliyetinin olmadığı, bu itibarla aktarılan krediden doğan zarardan davalıların sorumlu olduğunun tespit edildiği” bildirilmiştir.

Yine anılan denetim kurulu raporuna göre dava konusu paranın dava dışı grup şirketine aktarıldığı dönemde davalılardan ..., ... ve ... yönetim kurulu üyesi, davalılar ... ve ...'in denetim kurulu üyesi oldukları, davalılar ..., ... ve ...'ın ise davalı yöneticiler ..., ... ve ...'den sonra 09/07/2002 tarihinde göreve seçilen yönetim kurulu üyeleri oldukları belirtilmektedir.

Öncelikle davacı ... vekili 20.03.2013 tarihli dilekçesinde ve 22.04.2013 tarihli celse beyanında davalı ... hakkındaki davayı takip etmediklerini bildirmiş, mahkemece aynı celse 2 nolu ara karar ile davalı ... yönünden HMK'nun 150. maddesinde uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve davacı tarafça da anılan davalı hakkındaki dava 3 aylık yasal sürede yenilenmemiştir. Bu durumda mahkemece, davalı ... hakkındaki davanın açılmamış sayılması karar verilmesi gerekirken anılan davalı yönünden de davanın esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Ayrıca mahkemece dava konusu paranın aktarıldığı dönemde yönetim kurulu üyeleri olan ... dışındaki davalılar ... ve ... yönünden yukarıda açıklanan ilkeler nazara alınıp yöneticisi oldukları şirketçe çekilen kredinin şirketin ticari amaçları ve iştigal konularının gerçekleştirilmesi için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle herhangi bir rehin ve teminat almaksızın dava dışı grup şirketine aktarılması, şirket açısından bir zarar olup davalı yöneticilerin ve bunu denetlemeyen denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirdiği halde mahkmece “... grubuna dahil ...

Bankası'nın davacı şirkete borç verirken teminat istemediği gibi davacı şirketin de ... grubuna dahil ... San. Ve Tic. A.Ş.'ye borç verirken teminat aramamış olmamasının aynı gruba dahil şirketler arasındaki olağan bir işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda yapılan işlemin yolsuz olduğundan bahsedilemeyeceği” şeklindeki hukuki temelden yoksun gerekçe ile davalılar ... ve ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

Yine 6762 sayılı TTK'nun denetçilerin vazifelerini düzenleyen 353. maddesi, denetçilerin yıllık rapor tanzimi ve ihbar mükellefiyetini düzenleyen 354. maddesindeki ile aynı yasanın 359. maddesi hükümleri hep birlikte nazara alındığında dava konusu paranın dava dışı şirkete teminatsız olarak aktarıldığı dönemden sonraki “yıl sonlarında” anılan kanun hükümlerince öngörülen görev ve yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, TTK'nun 359. madde hükümü uyarınca da kusursuz olduklarını ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulmalarının mümkün olmayacağı nazara alınmadan davalı denetçiler ... ve ... hakkındaki davanın yerinde olmayan gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

Öte yandan dava konusu paranın aktarıldığı dönemden bir sonraki dönem yönetim kuruluna seçilen davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın “09/07/2002 tarihinde göreve seçildikleri, dava konusu edilen eylemin 2000 yılında davalıların göreve seçildikleri dönemden 2 yıl önce gerçekleştiği, haklarında TTK'nın 337. maddesinin uygulanmasının düşünülemeyeceği, ayrıca yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için zararın doğmuş olması gerektiği, zarardan bahsedilmesi için öncelikle kredi verilen kuruluştan talep edilmesi ve alacağın tahsil edilmemiş olması gerektiği, dava dışı ...

San. ve Tic. A.Ş.'ye verilen borcun dava tarihi itibariyle riskli olmakla beraber dava tarihi olan 23.01.2007 tarihinde halen tahsil kabiliyetinin bulunduğu, bu durumda da mevcut bir zarar olduğundan bahsedilemeyeceği” gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de sonradan seçilen yönetim kurulu üyeleri TTK’nın 337. maddesi hükmü gereğince kendisinden önce gerçekleşen usulsüzlükleri denetçilere bildirmekle yükümlü olup,

anılan davalıların da aradan geçen 2 seneyi aşkın zaman zarfında bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri ve ayrıca davacı şirketin ticari amacını gerçekleştirmek için çektiği kredinin bir kısmının teminatsız olarak başka bir grup şirketine aktarılması, şirket açısından bir zarar olup, zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması,

ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş ve aciz vesikası alınmış olmasının gerekmemesi hususları da nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirmelerle davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın da reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı ... yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 09.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/1454, K. 2016/6359, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/1454
Karar No
2016/6359
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2015/1455 K.2016/9947
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2015/1490 K.2016/14339
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi E.2015/1493 K.2016/4417
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2015/1495 K.2016/5441
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2015/1499 K.2016/5221
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2015/1499 K.2016/6271

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.