KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2015/1525 E., 2015/13884 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2015
- Tarihi
- 13/11/2014
- Numarası
- 2012/349-2014/372
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada 1. A verilen 13.11.2014 tarih ve 2012/349-2014/372 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.12.2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 6 payla % 30 hisseli ortağı olduğunu ileri sürerek, şirketin son 10 yıllık gerçek kâr miktarının ve müvekkilinin hissesine isabet eden gerçek kar payının tespitini ve 94.443 TL kâr payı alacağının davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, şirketin sermaye şirketi olması nedeni ile müvekkili A.. B..'ya husumet yöneltilemeyeceğini, talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosyaya sunulan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirketin karar defterinde kâr payı dağıtılması hususunda bir kayıt bulunmadığı, davacı tarafça limited şirket müdürünün sorumluluğuna dair soyut iddiadan başka bir delilin sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- HMK'nın 297'inci maddesi hükmü uyarınca mahkeme kararlarının, en azından iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, mahkemece incelenen maddi ve hukuki olayların özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçenin ne olduğu hususlarını içermesi gerekir. Öte yandan, Anayasanın 141'inci maddesinin 3 ncü fıkrası hükmü de, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay denetimi de, mahkeme kararında gösterilen gerekçenin ışığında yapılabilir.
Yerel mahkeme kararında ise, sadece iddia ve savunma ile bilirkişi raporunun özetlendiği, seçenekli olarak sunulan bilirkişi raporundaki hangi seçeneğe neden itibar edildiğinin açıklanmadığı ve bu konuda hiçbir gerekçe gösterilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Açıklanan bu durum karşısında, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, yerel mahkeme kararının gerekçeyi içermemesi nedeniyle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/1525, K. 2015/13884, 24 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama