KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2015/1572 E., 2015/6448 K.·Mahkemesi : Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2015
- Tarihi
- 17/06/2014
- Numarası
- 2013/208-2014/139
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/06/2014 tarih ve 2013/208-2014/139 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava,
6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “K. A." ibaresinin tescili için yaptığı başvuruya davalı şirketin ticaret ünvanına, önceye dayalı kullanıma ve kötü niyete dayanarak yaptığı itiraz neticesinde, 35 ve 36.sınıftaki bir kısım hizmetlerin başvurudan çıkarıldığını, oysa davalı şirketin itirazlarında dayanak gösterdiği ticaret unvanının müvekkilinin marka başvurusundan sonra değiştirildiğini, davalı şirketin önceki kullanımlarını ispat edemediğini ileri sürerek, YİDK kararının iptalini istemiştir. Davalı TPE ve davalı şirket vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının "K.A.." ibaresini başvurudan önce itiraz üzerine çıkarılan hizmetlerle ilgili olarak markasal algı yaratacak biçimde kullandığı, bu kullanımın KHK 7/son anlamında kullanımla kendisine bağlayacak ve sektördeki herkes tarafından doğrudan davalıya atfedilmesini sağlayacak düzeyde olması gerekmediği; önemli olan hususun işaretin çekişmeli hizmetlerde davacı başvurusundan önce tescilsiz bir marka olarak benimsenip iş, işlem, belge ve reklamlarda kullanılıp kullanılmadığı ve başvuru bu haliyle tescil edildiği takdirde karıştırma ihtimali ve haksız rekabete yol açıp açmayacağı hususu olduğu,
KHK 8/3 hükmü bakımından ulaşılan sonuca göre yargılama aşamasında davalı tarafından ileri sürülen kötü niyete yönelik iddialar üzerinde durulmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine akrar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/1572, K. 2015/6448, 6 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama