KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2015/2897 E., 2015/7939 K.·Mahkemesi : Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Haziran 2015
- Tarihi
- 17/09/2014
- Numarası
- 2014/262-2014/240
Karar Metni
363 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/09/2014 tarih ve 2014/262-2014/240 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 35. ve 38. sınıflardaki hizmetler için "CPSM C.S. M." ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkili adına kayıtlı "C." ibareli markaların mesnet gösterilerek yaptıkları itirazın davalı kurumca reddedildiğini, ancak markaların tüketiciyi yanıltacak derecede benzediğini, başvuruya konu markanın müvekkilini çağrıştırdığını, seri marka sanılacağını, kötü niyetli davalı şirketin müvekkilinin tanınmışlığından haksız yarar sağlamayı amaçladığını ileri sürerek müvekkilinin "C." ibareli markalarının tanınmışlığının tespitini, davalının başvuruya konu markasının kullanımının men'ini, TPE YİDK'nın 2011-M-1927 sayılı kararının iptalini, 2009/44745 sayılı "CPSM C. S. M. ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacı markaları ile esas unsuru "CPSM" ibaresi olan başvuru konusu markanın benzemediğini, iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket bir savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamından; başvuru markası kapsamında bulunan 35 ve 38. sınıf hizmetlerin itiraz gerekçesi markanın tescil kapsamında da bulunduğu, “C.” ibaresinin her iki gruba ait markanın ayırt edici unsuru olduğu,
taraf markaları, ortalama tüketici kitlesinin genel izlenimi ve bakış açısıyla ve bütüncüllük ilkesi kapsamında değerlendirildiğinde, başvuru markasının tescil olunmasının davacı tarafın markasının 556 sayılı KHK’nın 8/1 (b) maddesi uyarınca karıştırılmasına sebebiyet vereceği gerekçesiyle davanın kabulü ile TPE YİDK’nın 2011 – M - 1927 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescil olunmasına karar verilerek 2009/44745 sayılı markanın tescil olunmaksızın hükümden düşmüş olduğu anlaşılmakla hükümsüzlük istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/2897, K. 2015/7939, 8 Haziran 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama