KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2015/48 E., 2015/2698 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2015
Karar Metni
349 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/11/2011 tarih ve 2011/168-2011/655 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya .... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 03.01.2005 tarih ve 2 O 195/04 sayılı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespitine ilişkin kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, MÖHUK'un 54. maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar vermiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece tenfiz şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, yabancı bir mahkeme kararının tenfiz edilmesi için öncelikle kararın usulünce kesinleşmiş olması gerekmektedir. Türkiye ile Almanya arasında 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince tebligatların diplomatik yolla yapılacağı kararlaştırılmış olup bu yolla tebliğ edilmeyen bir yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesi mümkün bulunmamaktadır.
Dairemizin bozma ilamına uyulan celsesinde davacı vekili yabancı mahkeme kararının tebliğine dair belgeleri sunacağını belirtmiş, 23.06.2011 havale tarihli dilekçesiyle de dava dilekçesinin Lahey Sözleşmesine göre tebliğinin yeterli olduğu, gıyabi hükmün Lahey Sözleşmesine göre tebliğinin gerekmediğini, kararın posta yoluyla tebliğ edildiğini bildirerek, yabancı mahkeme kararının posta yoluyla tebliğine dair belgeler sunmuştur.
Bu durumda, davacı tarafça kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince diplomatik yolla tebliğine dair belgeler sunulmadığından tenfize konu yabancı mahkeme kararının kesinleştiğinden söz edilemez, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak kararın kesinleştiği ve tenfiz şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, davalı aleyhine maktu harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/48, K. 2015/2698, 27 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama