İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2015/6213 K.2015/13576

Taraflar arasında görülen davada ... ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/01/2015 tarih ve 2013/260-2015/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi…

Esas2015/6213Karar2015/13576Tarih16 Aralık 2015Okuma5 dk · 953 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2015/6213 E., 2015/13576 K.·Mahkemesi : ... .. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Aralık 2015
Tarihi
28/01/2015
Numarası
2013/260-2015/16
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

953 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada ... ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/01/2015 tarih ve 2013/260-2015/16 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin 04/01/2011 tarihinde, "... .............." ibareli 9, 11 ve 17. sınıftaki ürünleri içeren, 2011/398 no'lu marka tescil başvurusuna davalının yaptığı itirazın Markalar Dairesi tarafından kısmen kabul edilerek müvekkili başvurusunun kısmen reddedildiğini, davalının başvurunun tümden reddi istemiyle yeniden itirazda bulunduğunu ve TPE YİDK'in itirazı kabul ederek müvekkilinin başvurusunun tümden reddedildiğini oysa, başvuru konusu işaretle davalının kullandığını bildirdiği işaretlerin bütünsel olarak analiz edildiklerinde görsel, sescil,

biçimsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürebilecek derecede benzer olmadığını, ortalama tüketicilerin veya yararlanıcıların bu markaların farklı olduğunu derhal ve hiç düşünmeden anlayabileceğini, davalının Türkiye'de marka tescilinin ve “.............” ibareli markayı taşıyan ürün ve hizmet ticaretinin bulunmadığını, bu işareti taşıyan marka tescil başvurusunun Almanya'da müvekkili başvurusundan sonra yapıldığını, davalı ile müvekkili arasında “.......” markalı malların ticaretine ilişkin bir ilginin bulunmadığını, sadece başka bazı markaları taşıyan malların ticaretine ilişkin irtibat olduğunu,

ülkesellik prensibi uyarınca başvurunun tesciline davalının itirazının haksız olduğunu, sunduğu belgeler yabancı dilde olup, tercümeleri de sunulmadığından değerlendirmeye alınamayacağını ileri sürerek, TPE YİDK'nın 2013/M-4813 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı şirket vekili, müvekkili ticaret unvanının “...... ...... GMBH” biçiminde olup, "....... ....." ibareli markanın gerçek hak sahibi olduğunu, 1971 yılında kurulduğunu, kuruluşundan bu yana ticaret unvanı ve marka olarak bu işareti kullandığını, davacı ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, davacının müvekkilinden aldığı ürünleri Türkiye'de sattığını, müvekkili ve markası ile ticaret unvanından haberdar olduğunu, müvekkilinin bu şekilde marka ve unvanını Türkiye'de de kullandığını ve anılan işaret üzerinde tescilsiz marka hakkı elde ettiğini, davacı başvurusunun kötüniyetli olup, müvekkilinin marka ve ticaret unvanı ile temsilcilik ilişkisinden doğan haklarına zarar verdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret unvanının “... .... .....” biçiminde olup, ".... ...." ve “...” ibareli markalarla ticari faaliyette bulunduğu, taraflar arasında başka markalı ürünlerin Türkiye'de satılması hususunda kısmen de olsa süreklilik arz eden bir ticari ilişki olduğu,

bu şekilde davalının tescilsiz markasını ve ticaret unvanını davacının tescil başvuru tarihinden daha evvel Türkiye'de de kullandığı ve ".... ...." ibareli işaret üzerinde 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesi uyarınca tescilsiz marka hakkı elde ettiği ve marka üzerinde 556 sayılı KHK'nın 8/2 ve 11. madde hükümleri kapsamında hak kazandığı, Almanya’da mukim olan davalının “.... .....” markasının Türkiye’de tescilinin bulunmadığı, fakat yabancı ülkelerde yerel tescillerinin olduğu,

marka sahibi, markasının temsilcisi tarafından ancak “aynı tür mal ve hizmetler için” tescil ettirilmesini engelleyebileceği, vekilin bazı hallerde markayı “farklı tür mal veya hizmetlerde” adına tescil ettirebilmesinin uygun görülmeyebileceği, zira bunun iktisadi rekabetin kötüye kullanılması niteliğinde bir haksız rekabet olabileceği, markaların görsel, sescil ve anlamsal olarak bıraktıkları umumi intiba itibariyle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu,

556 sayılı KHK metinlerinde yer alan ticarî vekil veya mümessil kelimesinin kapsamının geniş olarak anlaşılması ve davacının, davalının temsilcisi sayılması gerektiği, 556 sayılı KHK hükümlerinin vekili değil, markanın gerçek hak sahibini koruduğu, bir markanın gerçek hak sahibinin izni olmaksızın tescil edilmesi durumunda markanın hükümsüzlüğünün talep edilebileceği, davalı ile temsilcilik olarak nitelendirilebilecek şekilde ticarî ilişki içerisinde bulunan davacının, bu ilişkinin devam ettiği sırada “.... .....” ibaresinin ayırt edilemeyecek derecede benzerini ".... ....." olarak,

hem de davalının yazım biçimi ile aynı şekilde adına marka olarak tescil ettirmesinin, Paris Sözleşmesinin 6. mükerrer 6, 556 sayılı KHK’nın 8 ve 11. maddelerine aykırı olduğu, davalının, Türkiye'de davalı aracılığıyla doğrudan “mannesmann” ibareli markayı taşıyan mal ticareti yaptığı kanıtlanamadığından olaya 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı, Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesi uyarınca, bir ticaret unvanının, tacirin markasının bir kısmını oluştursun oluşturmasın, birliğin bütün ülkelerinde başvuru ve tescil zorunluluğu olmaksızın korunmak zorunda olduğu,

yine TRİPS’in 2. maddesi uyarınca anılan sözleşmeye üye olan ülkelerin Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesi hükmüne riayet etmek mecburiyetinde olduğu, davacının Almanya’da tescilli ticaret unvanının ayırıcı unsurunun “...... ....” biçiminde olduğu, davacı Türkiye’de tescilli bu unvanı ve markası olmamasına karşın “....... .....” tanıtıcı işaretini kullandığı iş evrakı ile davacıdan önce bu işareti ve unvanı Türkiye’de davacı aracılığıyla kullandığı,

davalının çok eski tarihlerden bu yana ülke dışında, gerek unvan ve gerekse markasal olarak kullandığı işaretin, davacının 2011/398 no'lu marka tescil başvuru tarihinden evvel, bu kez Türkiye’de, yine davacı aracılığıyla ticarî yaşamda kullanılması karşısında, ticaret unvanının bir başka tacir olan davacıya karşı Türkiye’de tescilsiz biçimde de olsa ticaret unvanı olarak korunmasının Paris Sözleşmesi'nin 8 ve 556 sayılı KHK’nin 8/5 maddesi hükümleri gereği olduğu,

Almanya’da hem marka ve hem de ticaret unvanı olarak tescilli olup, gerek anılan ülkede ve gerekse Türkiye’de kullanılan bir markanın aynısının, haklı bir neden olmaksızın ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın, adına tescil ettiren kişinin amacının, bu işaretin bilinirliğinden haksız yarar sağlamak olduğu, böyle bir davranışın ise marka hakkının kötüye kullanımı anlamını taşıdığı, davacının markasının tesciliyle ilgili temelindeki bu sakatlık nedeniyle, tüm mal ve hizmetler yönünden, ayrıca bu vakıaya dayalı olarak da başvurusunun reddi gerektiği, ibraz olunan delillerden bu kabuller doğrultusunda istifade edildiği,

aksi yöndeki iddia ve savunmaların kabul olunmadığı, işbu hukuki çıkarımlara davalının Türkçe'sini ibraz etmediği belgeler olmaksızın ulaşılması nedeniyle bu yönde karar ittihazına gerek görülmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 27,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/6213, K. 2015/13576, 16 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/6213
Karar No
2015/13576
Tarih
16 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2015/6213 K.2015/32030
  • Yargıtay 22. Ceza Dairesi E.2015/6213 K.2015/8621
  • Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E.2015/6213 K.2015/21655
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2015/6214 K.2015/12223
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2015/6214 K.2015/25898
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2015/6214 K.2015/19882

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.