KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2015/6891 E., 2015/9387 K.·Mahkemesi : İstanbul 2.FİKRÎ Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2015
- Tarihi
- 09/07/2014
- Numarası
- 2010/114-2014/147
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/07/2014 tarih ve 2010/114-2014/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK'nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1. maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra,
dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillinin H. H. C.'nın bünyesinde faaliyette bulunduğunu ve bir çok ülkede "W.=A." esas unsurlu markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin "W. = A. C." ibareli marka için 43. sınıfta tescil başvurusunda bulunduğunu ancak, başvurunun davalı şirket markasına benzerliği nedeniyle davalının itirazı sonucu reddedildiğini oysa, marka üzerinde öncelikli hak sahibinin müvekkili olup, müvekkilinin kullanımı ile markanın tanınmış marka haline geldiğini, davalı tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı adına 2005/30403 no ile tescilli "A. Ş." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markasını E.'de inşa ettiği Alışveriş Merkezi Rezidans Proje'sinin ortak ismi olarak düşündüğünü, “A.” ibaresinin müvekkili tarafından yoğun olarak kullanılarak tanıtıldığını, davacının tescilini talep ettiği markanın ne Türkiye'de ne de tescilli olduğu ülkelerde davacı tarafından kullanılmadığını, davacının markasının tanınmış bir marka da olmadığını, asıl kötüniyetli olan tarafın müvekkili değil davacı taraf olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markasının 3 kelimeden oluşması, "W." ile "A." kelimeleri arasında "=" işaretinin kullanılması, davalı markasında "O" harfinin içinde kullanılan lale figürü gibi farklılıklara rağmen hedef tüketici kitlesinin zihninde davacı işaretinin bıraktığı izin "A." ibaresi olup, iki işaretin de "A." ibaresini aynen içerdiğinden işaretlerin birbirlerinin esaslı unsurlarına sahip olması bakımından benzer kabul edilmesi gerektiği ancak, davacının "W.
A." ibareli markasının 03/08/09/16/21/24/25/34 sınıflar için tescilli olduğu ve davacının bu sınıflarda kullanımı bulunmadığı gibi, bu sınıflardaki emtiaların davalı markasının tescilli oluğu 43. sınıftaki emtialarla benzer olmadığı, her ne kadar davacı tarafça markanın tanınmış olduğu iddia edilmiş ise de, markalarının tanınmış olmadığı, davacının Türkiye'de tescilli markasının da hükümsüzlüğüne karar verildiği ve markaların farklı sektörlerde kullanılması nedeniyle davacı markasının ayırt ediciliğine zarar verilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/6891, K. 2015/9387, 16 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama