İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2015/7848 K.2015/13777

Taraflar arasında görülen davada Ankaraverilen 15/05/2014 tarih ve 2011/529-2014/322 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı A.. K.. dışındaki davalıların vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/12/2015…

Esas2015/7848Karar2015/13777Tarih23 Aralık 2015Okuma7 dk · 1.320 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2015/7848 E., 2015/13777 K.·Asıl Ve Birleşen

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Aralık 2015
Mahkemesi
..
Tarihi
15/05/2014
Numarası
2011/529-2014/322
Davada davacı
S.. A..
Vekili
Av. Ç.. B..
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.320 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada Ankaraverilen 15/05/2014 tarih ve 2011/529-2014/322 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı A.. K.. dışındaki davalıların vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15/12/2015 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. Ç.. B.., asıl ve birleşen davada davalı asil A.. Ç.. ve vekili Av. Ö.. O.., birleşen davada davalı A.. T.. ve M.. L.. vekili Av. A.. K.., davalı N..

Ü.. ve davalı R.. Ç.. vekili Av. davalı B.. K.. vekili Av. davalı A.. K.. vekili Av. Zuhal Kaya dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili asıl davada, müvekkili bünyesinde bulunan ait hammadde, yarı mamul, mamul ve yedek parçalarının 27.05.2004 tarih ve 2004/45 sayılı kararı ile dava dışı satışının yapıldığını, satışa ilişkin sözleşmenin davalı tarafından davacı şirket genel müdürü sıfatıyla imza edildiğini, sözleşmeye temerrüt tarihinden itibaren faiz ödeneceğine dair herhangi bir hüküm konulmadığını, sonradan 01.02.2005 tarihinde ve geriye dönük olarak faiz kararlaştırıldığını, ancak bu kez kararlaştırılan faiz oranının yasa ile belirlenen faiz oranının altında kaldığını,

bu nedenle belirtilen dönem ve müteakip dönemler için faiz farkından mütevellit oluşan zararın karşılığı 50.000 TL'nin davalının kusuru nedeniyle zararın ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, 30/07/2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile, dava değerini 730.408,35 TL'ye yükseltmiştir.

Birleşen davada ise asıl davadaki iddialarını tekrarlayarak müvekkili kurum zararının bilirkişi raporu ile 1.414.927,44 TL olarak tespit edildiğini, bu miktar kurum zararından asıl dava davalısı A.. Ç.. yanında diğer davalıların da sorumlu olduğunu ileri sürerek tahsilde tekerrür olmamak üzere bu miktar paranın davalılardan müteselsilen yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı A.. Ç.. vekili, öncelikle davanın 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, sözleşme hükümleri ve bu arada faiz ile ilgili hususların müvekkili tarafından salt kendi yetkisi ile belirlenmesinin mümkün olmadığını, yetkinin yönetim kurulunda olduğunu, yönetimin bu yetkisini devrettiğini veya yetkinin kaldırıldığına dair bir düzenleme bulunmadığını, sorumluluğun yönetim kurulunda olduğunu, müvekkilinin sebep olduğu herhangi bir zararın oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı N.. Ü.. vekili, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunmuş, esasa ilişkin olarak davanın reddini savunmuştur.

Birleşen davada davalı A.. T.. vekili, öncelikle davanın ticari dava mahiyetinde olduğunu beyanla görev itirazında bulunmuş, ayırca zamanaşımı süresinin dolduğunu, esasa ilişkin olarak da davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı B.. K.. vekili, öncelikle görev ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğunu, davalı 'nun kusurlu davranışından nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı M.. L.. vekili, öncelikle zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle davalı ..'nun kusurundan sorumlu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı vekili, öncelikle davanın ticari dava mahiyetinde olduğunu beyanla görev itirazında bulunmuş, ayırca zamanaşımı süresinin dolduğunu, esasa ilişkin olarak, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu nedenle davalı Genel Müdür Yardımcısı A.. Ç..'nun kusurundan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Birleşen davada davalı A.. K.. vekili, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunmuş, ayrıca davanın Yönetim Kurulu kararıyla açılmaması nedeniyle davacının husumet ehliyeti bulunmadığını, esasa ilişkin olarak da davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl dava davalısı A..

Ç.. hakkında yapılan ceza yargılaması neticesinde, adı geçen davalının davaya konu edilen olay sebebiyle "Görevi Kötüye Kullanma" eyleminin sabit görülerek hakkında mahkumiyet karar verildiği ve kararın Yargıtayca onaylanmak suretiyle kesinleştiği, 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereğince, ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi vakıa konusundaki kabulünün hukuk mahkemesini bağlayacağı, bu sebeple, davalının davacı kurumda genel müdür sıfatıyla görev yaptığı sırada, dava dışı ile yapmış olduğu sözleşmede temerrüt faizini kararlaştırmadığı,

bu sebeple 1.414.927,44 TL davacı kurum zararına sebebiyet verdiği, ayrıca davalının sözleşmeyi 4 ay 21 gün süreyle nezdinde tutarak uygulanmasını geciktirdiği ve dava dışı firma lehine davrandığı, bu şekilde tahsilatın gecikmesinden doğan ve sözleşmedeki %1 oran itibariyle 162.368,55 TL zararın oluştuğu, davacı şirket zararının toplam 1.577.295,99 TL olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise, 818 sayılı BK’nın 60. maddesi gereği, haksız fiil nedeniyle tazminat talebiyle açılacak davada zamanaşımının,

zarara ve faiiline ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve her halde fiilin vukuundan itibaren 10 yıllık süreye tabi olduğu, eylemin aynı zamanda suç oluşturması durumunda uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanacağı, dava konusu haksız fiilin 20.07.2005 tarihinde gerçekleştiği, ceza yargılamasının 21/06/2011 tarihinde mahkumiyet ile neticelenmiş olup, 02.04.2012 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafça, mahkumiyet kararının kesinleştiği tarihten itibaren işbu davanın açıldığı 04/07/2013 tarihi itibariyle 1 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davalıların zamanaşımı defileri kabul edilerek birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı vekili ile davalı A.. K.. dışındaki davalıların vekilleri temyiz etmiştir.

1- Birleşen dava, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesine dayalı şirket yönetim kurulu üyelerine karşı açılmış sorumluluk davası olup, esasen ticari dava niteliğinde bulunmasına karşın, dava asliye hukuk mahkemesinde açılmış ve sonrasında da asıl dava ile birleştirilerek yine asliye hukuk mahkemesince hükme bağlanmıştır. Ancak birleşen dava 04/07/2013 tarihinde açılmış olup, bu tarih itibariyle asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümünden çıkmış ve görev ilişkisine dönüşmüştür. Bu itibarla, TTK'dan kaynaklanan ve ticari dava niteliğinde bulunan somut uyuşmazlığa asliye ticaret mahkemesince bakılması gerekirken, mahkemece bu yön gözetilmeksizin hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, birleşen davaya yönelik hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; asıl dava şirketin eski yöneticisi aleyhine açılmış bulunan sorumluluk davası olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dava TTK'nın 309. maddesi uyarınca açılmış bir sorumluluk davası olup, aynı madde uyarınca bu davalar 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabidir. Somut olayda davalının sorumluluğuna yol açtığı kabul edilen sözleşmenin tarihi 01/02/2005'tir. Bu itibarla TTK'nın 309. maddesi uyarınca açılan bu davanın 5 yıllık zamanaşımı süresinin 01/02/2010 tarihinde dolduğu ve asıl davanın bu tarihten sonra 15/07/2011 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

TTK'nın 309. maddesinde, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı süresi öngördüğü hallerde tazminat davalarında da bu zamanaşımı süresinin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm uyarınca da 765 sayılı TCK hükümlerine göre somut olaya ilişkin zamanaşımı süresi 5 yıldır. Yani TCK'da öngörülen zamanaşımı süresi de dava tarihi itibariyle dolmuştur.

Diğer taraftan ceza davası neticelenmeden açılmış bulunan hukuk davasında uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı da tabiidir. Esasen Dairemizin kararları da bu yöndedir. Ancak, ceza davası neticelenmeden açılmış bulunan hukuk davasında uzamış ceza zamanaşımının uygulanacak olmasının gerekçesi, açılmış bulunan ceza davasında ceza zamanaşımı süresi doluncaya kadar zarar görenin ceza davasına müdahale ederek şahsi hak talep etme yetkisinin bulunmasıdır.

Somut olaya bakıldığında ise, suç teşkil eden tazminata konu eylemin 765 sayılı TCK döneminde gerçekleştiği, yargılama sırasında 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır.

765 sayılı TCK'da şahsi hak talebinde bulunma imkanı olmasına rağmen 5237 sayılı TCK'da böyle bir düzenlemeye yer verilmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK yürürlüğe girdikten sonra şahsi hak talebinde bulunulamayacağından ceza davasının devam ettiği sürece ceza zamanaşımının uygulanması doğru değildir.

Bu itibarla mahkemece, bu hususlar gözönünde bulundurularak davalının zamanaşımı defi yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalının zamanaşımı definin reddi ile kabul yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş asıl davaya ilişkin hükmün bu nedenle asıl dava davalısı yararına bozulması gerekmiştir. 3- Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz taraf vekillerinin asıl ve birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, mümeyyiz taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davaya ilişkin hükmün yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle asıl dava davalısı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davaya ilişkin hükmün yukarıda yazılı nedenle asıl dava davalısı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz taraf vekillerinin asıl ve birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacıdan alınarak asıl davada davalı A..

Ç..'na verilmesine, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin birleşen dava davalılarından alınarak birleşen davada davacı Sümer Holding'e verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 23/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/7848, K. 2015/13777, 23 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2015/7848
Karar No
2015/13777
Tarih
23 Aralık 2015

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2015/7848 K.2015/25343
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2015/7849 K.2015/8438
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2015/7849 K.2015/13135
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2015/7849 K.2015/11553
  • Yargıtay 22. Ceza Dairesi E.2015/7850 K.2015/8804
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi E.2015/7850 K.2015/11199

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.