KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2016/4008 E., 2017/685 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2017
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davadasayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.02.2017 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından sigortalanan müvekkilinin erik bahçesinde meydana gelen don hadisesi nedeniyle oluşan zarara ilişkin tazmin taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek, 25.000 TL'nin 23/04/2011 tarihinden itibaren yasal faizi ve tespit masraflarıyla birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının dava etmek istediği tüzel kişiliğin poliçeyi düzenleyen sigorta şirketinin de ortağı bulunduğu havuz işleteni olduğu, zararın don nedeni ile meydana geldiği ve teminat kapsamında olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, bitkisel ürün sigortaları poliçesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, davanın dayanağını oluşturan sigorta poliçesinde 118 sayılı olarak gösterilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulamaları uyarınca bu durumda, Tarım Kredi Kooperatifi'nin rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkı da öncelikle ona ait olup, sigortalı ancak lehine rehin verilen alacaklının açık muvafakatini almak şartıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olur
Buna göre mahkemece, asıl dava ve talep hakkına sahip dava dışı Kooperatiften alınmış, açılan davaya muvafakat veya icazetleri olduğuna dair gerekli belgeyi sunması için davacı tarafa süre verilmesi ve bu usuli eksiklik tamamlandığı takdirde işin esasına girilmesi gerekirken, davacının aktif taraf sıfatının (husumet) varlığına ilişkin olan ve mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gereken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek ve anılan poliçeye dayalı bir şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/4008, K. 2017/685, 9 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama