KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2016/5674 E., 2017/7115 K.·Mahkemesi :fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2017
Karar Metni
324 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/02/2016 tarih ve 2015/40-2016/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış çok sayıda "..." ve "... ..." markalarının sahibi olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmışlığının yalnız ibareyi değil özgün yazı karakterini de kapsadığını, davalı adına tescilli 2011/56232 sayılı "..." ibareli markanın müvekkilinin markası ile aynı sınıflarda tescilli ve tertip tarzı itibariyle ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu, karıştırılma ihtimali olduğunu, davalı kullanımının davacı markasının sulanmasına ve haksız yararlanmaya neden olduğunu ileri sürerek, davalı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkilinin markasının 2005 yılından beri kullanılmasına rağmen taraflar arasında ihtilaf çıkmadığını, markaların benzer olmayıp emtia sınıflarının farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." ibareli markası ile davacının "..." unsurlu markaları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ancak marka kapsamlarının farklı olduğu, bu açıdan 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki koşulun gerçekleşmediği, ancak davacı markasının tanınmış marka olduğu, davalının tescilli markası dolayısıyla davacı tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayabileceği, davacının tanınmış markasının itibarına zarar verebileceği, 556 sayılı KHK'nın m. 8/4 koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 556 sayılı KHK m. 42. kapsamında davalının tescilli markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/5674, K. 2017/7115, 11 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama