KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2016/587 E., 2016/1849 K.·Mahkemesi :fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2016
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.01.2015 tarih ve 2012/250-2015/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava konusu "..." markasının davacı şirketinde içinde bulunduğu grup tarafından ilk defa ihdas ve öncelikli olarak kullanılıp tanıtıldığını, Türkiye'de davacıya üretim yapan davalının davacının yurt dışında bulunmasından faydalanarak kendi adına tescil yaptığını, müvekkili şirketin söz konusu markayı fuarlarda ve yazılı basında çıkacak kadar kapsamlı kullanıp tanıttığını, davalının sipariş üzerine söz konusu markalı ürünleri müvekkili için ürettiğini, kestiği faturalarda bu markaları kullandığını, davalının TPE nezdindeki bazı başvurularına itiraz edildiğini ve başvurusunun reddedildiğini,
müvekkilinin markalarının UK ve OHİM'de tescilli olduğunu, davalının OHİM'e ''davalıların katalogdaki ürünleri 2003 Nisan ayından öncesinden üretiyorlar'' diye itiraz ettiğini, davalının müvekkilinin 2004 yılı kataloglarına itiraz etmediğini iddia ederek "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar tarafından aynı markaların hükümsüzlüğüne dair açılmış olan davaların Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde görüldüğünü ve her bir dava ayrı ayrı reddedildiğini ve bu kararların kesinleştiğini, davacıların kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin bahse konu markaların gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili adına tescilli 15 adet markadaki her bir ibare müvekkilinin ticari faaliyetlerinde kullandığı markaları olup, bu ibareler dava dilekçesinde bahsedilen tüm tarihlerden evvel müvekkili tarafından ticari hayatta kullanıldığını, bu isim altında ürünlerini satmış, bu markaları hizmetle bağlantılı olarak ilk kullanan kişi olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında ticari bir ilişki olduğu, davalının ürün üretimi gerçekleştirdiği, markanın gerçek hak sahibinin davalı olduğu, davacının da ...'de bu markalar adı altında ürünleri sattığının anlaşıldığı, ... piyasasında katınılan fuar ve gazete haberinde fuara katılanın davacı olduğunun anlaşıldığı; ancak davacı ve davalı arasındaki yazışmalarda ...'de yapılan duyuruların, haberlerin davalıya bildirildiği, sunulan belgelerden daha önce taraflar arasında görülen dosyalardan davacının gerçek hak sahipliğini kanıtlayamadığı, gibi davalının tescilde kötü niyetli olduğunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/587, K. 2016/1849, 22 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama