KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2016/994 E., 2017/1303 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2017
Karar Metni
322 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/01/2015 tarih ve 2010/1052-2015/... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisi ... adına tasfiye edilen... Bankası A.Ş. ... Şubesi nezdinde üyesi bulunduğu ...İşletme Koop. Tarafından tahakkuk eden toplu konut kredisi borçlu hesapları bulunduğunu, borç ödenmemesine rağmen 11.08.2003 tarihinde ... Bankası ... Şubesine müracaat edilerek ipoteğin fekkinin istendiğini, daha sonra isim yanlışlığı sebebiyle banka tarafından ipotek terkin yazısı verildiğini, zira davalıların murisinin adı ... olmasına rağmen bilgisayarda ...
Bankası kayıtlarında giriş yapılırken ... adına kayıt yapıldığından sorgulamada borç gözükmediğini, bu yanlışlığı fırsat bilen davalıların kredi borcunu ödemekten kaçındıklarını, oysa terkin yazısının bilgisayardaki isim yanlışlığı sebebiyle yanlışlıkla borç ödenmeden verildiğinin açıkça ortada olduğunu, banka kayıtlarında kredi borcunun halen gözükmekte olduğunu iddia ederek davalıların murisi ...’in toplu konut kredi borcundan doğan 3,068,00 TL alacağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin 1994 tarihinden öncesine dayandığı ve zamanaşımına uğradığını, asıl borçlunun kooperatif olduğunu, müvekkillerinin nasıl borçlandırıldığının anlaşılamadığını, borcun neye dayandığının belli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı taraf ... Bankasından davalıların murisinin konut kredisi kullandığını ve ödenmemiş kredi borcunun bulunduğunu iddia etmiş ise de davaya konu alacağa ilişkin belgelerin bulunmadığı ve alacağın tespiti ve ispatına ilişkin davacı tarafın belge ve delil sunulamadığı, sunulan belgelerler ile alacak hesabı yapılamayacağı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/994, K. 2017/1303, 6 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama